31 Mart, 2023

İnsan Allah'ın kulu mu halifesi mi?

Kur'an'a göre insan ile Allah arasındaki ilişki Tanrı-kul ilişkisidir. Bu İslam'ın en temel kabullerindendir. Yani yüce bir Yaratıcı, tek bir tanrı vardır, insan da onun kuludur. Buna dair pek çok ayet vardır:

Kullarım sana beni sorduklarında, ben onlara yakınım... (Bakara/186).

Allah’ın kulları için çıkardığı nimetleri haram sayan kimdir? (Araf/32).

Ben kullarıma zulmetmem (Kaf/29).

O Kuluna Furkan’ı indirdi, alemlere uyarı olsun diye. (Furkan/1).

Kuluna (Muhammed’e) Kitabı indiren Allah’a hamdolsun. (Kehf/1).

Sadece Hz. Muhammed değil, önceki peygamberlerden söz edilirken de onların Allah’ın kulları oldukları vurgulanmaktadır. (Örnekler: İsa (Meryem/19; Zuhruf 59), Nuh (Meryem/3), Zekeriya (Meryem/2), Davud (Sad/17), Süleyman (Sad/30), Eyyub (Sad/41).

19 Mart, 2023

Deprem kader mi? Görmez Hoca ile deprem üzerine

Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez 16 Mart 2023 tarihinde Haberürk'te M. Akif Ersoy'un konuğu oldu ve deprem olayının dini boyutu üzerine görüşlerini ortaya koydu.

Mehmet Görmez Hoca oldukça saygın bir İslam alimi. Sesi ve hitabeti çok güçlü, dolayısıyla konuşması da son derece etkili.

Benim gibi pek çok insanın Hoca'nın konuşmasını ilgiyle izlediğini düşünüyorum. 

Hoca'nın deprem bölgesini ziyaretleri sonucunda bu milletin birliği, hamiyetperverliği, fedakarlığı, millet olma bilinci, bizi biz yapan değerler vb. konulara dair tespitlerine gönülden katılıyorum. Onun bir insan, bir din adamı olarak ortaya koyduğu hassasiyeti takdirle izliyorum ve herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Konuşmanın çok yararlı olduğunu düşünüyorum, herkese de bu konuşmayı izlemelerini tavsiye ederim.

Bununla birlikte Hoca'nın deprem vesilesiyle dile getirdiği "dini" görüşlerden bazılarını tartışmaya değer buluyor ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. İşin bu tarafı önemli, zira deprem vesilesiyle, geleneksel kader anlayışı ile topyekûn dini söylem önemli bir sınav verdi ama kanaatimce bu sınavdan başarıyla çıkamadı. 

Ben mevcut dini söylemin günümüz insanına çok bir şey ifade etmediğine ve yeni bir dini söylemin gerekli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ilmine güvendiğimiz hocaların bu konularda neler söyledikleri, ne tür açılım getirdikleri önemlidir. Bu açıdan Hoca'nın durduğu yer, olayları izah şekli, klasik dini söyleme yaklaşımı bence çok önemli. 

16 Mart, 2023

Oryantalizm: Bütün kötülüklerin kaynağı

İlginç bir toplumuz. Sokaktaki insanımız da üniversitedeki hocamız da benzer şekilde düşünüyor: Başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı hep dışımızdakiler. Dönüp kendimize bakma, bir özeleştiri yapma alışkanlığımız yok. Varsa yoksa dışımızdakiler.

Bütün dünya oturmuş, bizi nasıl böleceklerini, parçalayacaklarını, yükselişimizi nasıl önleyeceklerini düşünüyor, bu konuda planlar yapıyor. Dünyanın merkezinde biz varız. Herkesin tek derdi biziz. 

Bun anlayışın bir yansıması da ilim dünyasında, özellikle İslam ilimleriyle uğraşanlar arasında yaygın. Buna göre başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı oryantalizm ve oryantalistler, yani Doğu ve İslam üzerine araştırma yapan Batılı ilim adamları.

14 Mart, 2023

Çeviri nasıl bir şeydir?

Çeviri faaliyetinin nasıl bir şey olduğu konusunda okuduğum en açıklayıcı metinlerden birisi Prof Dr. Ömer Özsoy'a ait. Onun bir sempozyum nedeniyle sunduğu tebliğin giriş bölümündeki açıklamaları çeviri faaliyeti ve süreci konusunda oldukça önemli, isabetli ve "içeriden" değerlendirmeler gibi geldi bana. [1]

Ömer Özsoy, "Yeniden Kur'an Çevirisi Sorunu- Hangi Anlam?" başlıklı tebliğinin giriş bölümünde çeviri faaliyeti ile igili olarak şunları söylüyor (vurgular bana aittir):

"Herhangi bir metnin başka bir dile tercüme edilmesi, öncelikle söz konuşu metinle o metnin dilini bilmeyen potansiyel okurları arasında dil engelini ortadan kaldırmayı amaçlar. Bu nedenle, dilbilimciler çeviri faaliyetini birbirini anlamayan iki kişi arasında arabuluculuk yapmakla eşdeğer görmektedirler. Nitekim tercümanları diplomatik pasaportu olmayan arabulucular olarak da niteleyenler vardır.

Çeviri, bu arabuluculuk görevini çeviriye konu olan metni hedef okurun diline taşımak suretiyle gerçekleştirdiği için bu faaliyeti ev taşımaya, yani bir evin eşyalarını başka bir eve taşımak suretiyle yeni bir yaşam alanı oluşturmaya benzetebiliriz. Taşıma veya taşınma faaliyeti, eski evle yeni evin mimari özellikleri ve yapısal unsurları arasındaki benzerlik oranında kolay, farklılık oranında zor bir iştir. Eski evde gerekli ve yerli yerinde olan bazı eşyaları yeni

04 Mart, 2023

Türkiye İktisat Tarihi


Korkut Boratav,
 Türkiye İktisat Tarihi 1908-2009, İmge Kitabevi, İstanbul, 2015

Kitap 1983 yılında yazılmış ve ilk hali 1987 yılında basılmış, 2003 yılında gözden geçirilmiş bazı bölümler yeniden yazılmış ve bir bölüm eklenmiş (1989-2002). Bununla birlikte, 2009 yılına kadar olan dönem incelendiğinden, 2003 ila 2009 arasında muhtelif tarihlerde eklemeler ve gözden geçirmeler söz konusu. Kitap esas itibarıyla meslekten iktisatçı olmayanlar için tasarlanmış.

1908 ila 2009 (100 yıllık) dönem 10 adet bölüme ayrılmış.

1. 1908-1922 Savaş yılları

2. 1923-1929 Açık ekonomi koşullarında yeniden inşa.

3. 1930-1939 Korumacı-devletçi sanayileşme

4. 1940-1945 Bir kesinti, II Dünya Savaşı

5. 1946-1953 Dünya ekonomisi ile farklı bir eklemlenme denemesi

6. 1954-1961 Tıkanma ve yeniden uyum

7. 1962-1976 İçe dönük dışa bağımlı gelişme ve yeniden bunalım 1977-1979

8. 1980-1988 Sermayenin karşı saldırısı

9. 1989-1997 Finans kapitale teslimiyet ve popülizme aksak dönüş

10. 1998-2009 Kesintisiz IMF gözetimi ve krizler

23 Şubat, 2023

Yorumlama Hakkının Gaspı

Her tercüme bir yorumdur. Her meal bir yorumdur, bir anlama çabası, anlama ve yorumlama faaliyetidir.

Her Müslüman kutsal kitabını anlamak ister. Ortada bir zaman farkı, kültür farkı ve dil farkı olduğuna göre, tercüme, meal ve tefsir bir zorunluluk olarak ortaya çıkar.

İslam'da kilise yoktur. Kilise, yani dinin yegâne resmi yorumunu, açıklamasını yapmaya yetkili bir kurum yoktur. 

Bunun yerine ulema yani İslam alimleri vardır ve bu alimler herhangi bir "kilise"ye mensup kişiler değildirler; kendi vicdanları ve muhakemeleriyle hareket eden, bağımsız karakterli insanlardır.

Tüm İslam alimleri Kur'an'ı ve Sünnet'i yorumlama ve bunları insanlara aktarma hak ve yetkisine sahiptir. Bunun için hiçbir yerden, hiçbir makamdan, hiçbir kişi veya kurumdan izin almaları gerekmez.

21 Şubat, 2023

Deprem-kader ilişkisi

6 Şubat 2023 depremi nedeniyle, kader ve deprem ilişkisi üzerine çok şey söylendi, yazıldı. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, bu kadim tartışmaya bugünden bakan bir yazı yazdı Karar Gazetesinde.* Yazı bana ilginç geldi. Tabii ki bu tartışma devam ediyor, edecek, ama Çağrıcı bu yazısında önemli noktalara temas ediyor (vurgular bana aittir):

"Kader kelimesinin sözlük anlamı “ölçü”dür; Kur’an’da da bu anlamda geçer. Buna göre kavram, bilimsel yönden olduğu gibi itikadî yönden de şunu anlatır: Tabiatta hiçbir olay ölçüsüz, yani kuralsız, kanunsuz olarak tesadüfen, rastgele meydana gelmez. Evrende bütün oluşlar ve bozulmalar, her şey, Yüce Allah’ın zorunlu yasalarına tabidir. “O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Kuru yaş ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” (En‘âm suresi 6/59).

“O’nun bilgisi”, aynı zamanda O’nun yasasıdır; “kitap” da bu yasaların yazılı olduğu değişmez kayıttır. İşte bilim diliyle “doğa yasaları (tabiat kanunları)”, din diliyle Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı bulunan bu yasalardan başka bir şey değildir. Kadere uymak demek o yasalara uymak demektir; o yasaları bilmenin ve onlara göre yaşamanın yegâne yolu da bilimdir; gerisi safsatadır. Bilim yanılmaz; çünkü konusu ilâhî yasalardır; yanılan bizim “bilen” zihnimizdir. Kategorik olarak “Allah’ın yasasında (sünnetullah) asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın yasında asla bir sapma bulamazsın” (Fâtır 35/43). Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı olan “sünnetullah”, bilim dilindeki tabiat kanunlarının dinî dille ifadesinden ibarettir.

20 Şubat, 2023

İnsanlığın Birikimi

Medeniyet insanoğlunun uzun çabaları sonunda ortaya çıkmıştır. Dünyanın çeşitli yerlerindeki insan topluluklarının birikimlerinin toplamıdır medeniyet. 

Bu birikim aşama aşama gelişmiş, her millet, her din, her toplum sırası geldiğinde kendince bu birikime katkıda bulunmuş ve insanlık bugünkü birikim seviyesine ulaşmıştır.

Bu birikimde, Mezopotamya'nın, eski Mısır ve Yunan'ın, Roma'nın, Yahudiliğin, Hristiyanlığın, İslam'ın, Çin'in, Hind'in, Doğunun ve Batının ve daha sayılamayacak kadar çok toplum ve toplulukların katkıları vardır. Hepsi bir öncekinden öğrendikleri üzerine yeni şeyler eklemiş ve insanlığın birikimi oluşmuştur.

Âlimin Ölümü

İslam'da ruhbanlık yoktur. Ruhbanlık, yani din adamları sınıfı. 

Hristiyanlıkta çok güçlü bir din adamları sınıfı var, kilise var. 

Şiilik hariç, İslam'da, en azından Sünni İslam'da böyle bir şey yok. Bununla birlikte alim ve alimler (ulema) var. Alimler İslam bayrağını çağlardan çağlara aktaran, geliştiren, yorumlayan, bağımsız karakterli ilim adamlarıdır.

Bağımsızdırlar, çünkü onlar sadece hakkın (gerçeğin) yanındadırlar. Vicdanlarıyla ve ilimleriyle baş başadırlar. Şartlar ne olursa olsun, inandıkları gerçeği samimiyetle savunan, haksızlıklara alenen karşı çıkan, bu uğurda hayatlarını tehlikeye atmaktan çekinmeyen onurlu, saygın kişilerdir onlar. O nedenle de Müslüman halk daima onlara güvenir, sözlerine değer verir ve onların gösterdiği yolda gider. 

Tevhid üzerine

Kelime ve kavramları bozmakta üstümüze yok. Pek çok İslami kelime ve kavram maalesef bu furyanın kurbanı oldu. Kur'an'da geçen kelimeleri alıp, içini ilgili ilgisiz pek çok şeyle doldurmak, kafamızdaki düşünceleri o kelime ve kavramları kullanarak Kur'ani bir kılıfa büründürmek moda oldu. 

Tevhid kelimesi de maalesef bu furyadan ve modadan nasibini almıştır.

İslam tarihi boyunca ve özellikle de son 50-60 yılda bu kelime Kur'ani bağlamından önemli ölçüde kopartıldı ve kelimeye bağlamından kopuk pek çok anlamlar yüklendi. 

Tevhid kelime anlamı itibariyle "birleme" demektir. İhlas Suresinin "De ki, o Allah birdir" şeklindeki 1. ayeti bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Tevhid Allah'ın birliğine işaret eder. 

Neden?

15 Şubat, 2023

Bu Uğursuz Gecenin Yok mu Sabahı/Mehmet Akif Ersoy



Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
Yandık diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!



Esmezse eğer bir ezelî nefha, yakında,
Yâ Rab, o cehennemle bu tûfan arasında,

Toprak kesilip, kum kesilip Âlem-i İslâm;
Hep fışkıracak yerlerin altındaki esnâm!

14 Şubat, 2023

Enkaz Altında Kalan Dini Söylem

 Türkiye tarihinin en büyük depremlerinden birini yaşadı. Ülke olarak yıkıldık. Hem madden hem de manen büyük acılar çektik. Yaraların sarılması kolay olmayacak. Uzunca bir süre bu acıyla ve bunun doğuracağı sıkıntılarla uğraşmamız gerekecek. 

Bu toprakların insanları pek çok acıyı, sıkıntıyı aşmayı bildi, bunu da aşacaktır inşallah.

Bu depremle birlikte pek çok şey enkaz altında kaldı. Bunlardan bir tanesi de klasik dini söylem.

Depremin niçin olduğuna ilişkin din adamları tarafından yapılan açıklamalar tartışma konusu oldu.

Kimisi "Allah depremle bu toplumu cezalandırdı" dedi. Bunlara göre "insanlar azdılar. Allah'a karşı geldiler, onun emir ve yasaklarını tanımaz oldular. Bina ve zina çoğaldı. Haksızlıklar arttı. Allah'ın yasakladığı ne varsa onlar gerçekleşti. Dolayısıyla Allah insanları cezalandırdı."

05 Şubat, 2023

Bedevilik

Resullullah (a.s.)’ın Medine’deki yaklaşık on yıllık mücadelesi içinde uğraştığı sorunlardan birisi de bedevileri medenileştirme meselesidir.

Medine şehir demektir, medeni de şehirli anlamına gelir. Yani medeniyetin temelinde de şehir ve şehirli vardır.

Batı literatüründe de medeniyet karşılığında kullanılan ‘civilization’ kelimesi de ‘civil’ ve ‘citizen’ kelimeleriyle ilişkilendirilir. Yani kökeninde şehir/kent ve kentli vardır medeniyetin.

Medeniyet ancak şehirlerde doğup gelişebilir. Köylü toplumunun ve bedevi toplumun, orada kaldığı müddetçe ve o zihin yapısıyla bir medeniyet ortaya koyabilmesi mümkün görünmemektedir.

29 Ocak, 2023

'Bir nefes' için-2/Hüseyin Besli*

Bugünkü yazısında (25 Ocak Çarşamba), Muhsin Kızılkaya; Andre Gide'nin ölümünün ardından bir yazı kaleme alan Nurullah Ataç'tan yaptığı bir alıntıdan sonra "Yaşadığı için içimize güven veren kaç kişi var acaba şimdi diye" sorar.

Kaç kişi olduğunu bilmem ama 'bir kişi' olduğunu biliyorum. Biliyorum tanıyan herkes için Yaşar Bostan sığınılacak bir liman, baş vurulacak bir dost, sıkıntı dağıtma için uğranılacak bir durak, güven duymak için sırtın dayanacağı bir duvar olmuştur. Kitap'ta yazanların hepsi de buna vurgu yapmışlardır neredeyse,

Mesela; Kemal Kalyoncu; "Ben, yaşarken imrendiğim, örnekliğine inandığım bir elin parmaklarınca ADAM gibi ADAM'adn biridir YAŞAR BOSTAN. (..) Ölümü benim için 'birbirini seven iki kişiden biri öldüğünde, asıl ölen geride kalandır' cümlesinin tekraren ispatı oldu. Ben öldüm."

Mesela Rıza Kurtulmuş; tanıştığım kişinin "Yaşar Bostan olduğunu öğrendiğimden sonraki hayatımda insanlık müzesinde sergilenecek örnekte bir dost bir abi ile karşılaşmış olduğumu bilemezdim."

27 Ocak, 2023

'Bir nefes' için-1/Hüseyin Besli*

Vallahi de billahi de bir solukta okudum. (Yemin sözcüklerini 'bir solukta okudum' cümlesini güçlendirmek için kullandım.)

Çarşamba günü, saat 14.00 suları ofisime girmek üzere yürürken karşı komşum Çaycı Erol beni görünce dükkânın içine yöneldi;

Anladım ki biz yokken kargo gelmiş ve bir kitap getirmiş.

Zira hep öyle oluyor...

Az önce 'ofis' dedimse, burası; Çengelköy, Çengeloğlu Sok. No:22'deki sığınağım. Burada herhangi bir 'iş' kotarmıyorum.

Siz isterseniz okuma odası deyin buraya, anlaşalım.

2

Beyan Yayınları, yeni yayınladığı 'Yaşar Bostan Kitabı' kitabını göndermişti.

Heyecanla açtım ve başladım okumaya,

25 Ocak, 2023

Bir Gönül Adamı

Bezzaz Yaşar Bostan Kitabı, Beyan Yayınları, İstanbul, Ocak, 2023


Bir Gönül Adamı/Süleyman Kalkan

Kendimi en kötü hissettiğim anlardan biriydi. Yaralanmış, ihanete uğramış bir halde. Ne yapabilirdim? Bu acıya karşı ne yapabilirdim? Sanki ilahi bir ilhamla aklıma o geldi. Soluğu Sultanhamam’da aldım. Selamlaştık, kucaklaştık. Her zamanki o sıcaklığıyla kucakladı beni. Hiçbir şey söylemedim. Her zamanki gibi sohbet ettik. Nasılsın dediğinde “iyiyim” dedim. Çünkü onunla konuşmak, onun sıcaklığını, içtenliğini hissetmek iyi geliyordu bana. Ruhumu sohbetin akışına teslim ettim. 

Biraz sonra kendimi dışarıdaki o kalabalığa attığımda ferahladığımı, bir kuş gibi hafiflediğimi hissettim. 

Neşet’in o meşhur türküsü dilimde, kalabalıkların içinde yürüyordum. 
 
“Şu garip halimden bilen işveli nazlım 
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen 
Tatlı dillim güler yüzlüm ey ceylan gözlüm 
Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?” 

20 Eylül, 2022

Hz. Muhammed (a.s.) bugün gelseydi...

Hz. Muhammed bugün gelseydi nasıl davranırdı acaba? 

Böyle bir soru sorulabilir mi? 

Ya da bu soru ne kadar meşrudur?




Hırsızın eli (Maide/38 üzerine)

Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah azizdir, hakimdir. (Maide/38)

Bu ayetle ilgili olarak iki zorlukla karşı karşıyayız:

Metinde gerçekten ellerini kesin kelimeleri geçiyor mu? Geçiyorsa bu kelimelere fiziki anlamda "ellerini kesmek" şeklinde mi anlam vermeli, yoksa, modern dönemde çokça karşılaştığımız yorumlarda olduğu gibi, "onların ellerini hırsızlıktan kesmek" ya da "ellerini çizmek" vs. şeklinde mi anlamlandırmalı?

17 Eylül, 2022

Karantina Sohbetleri

 Balkon ve Huzur [1]

Ne yazık ki çok geç kaldım. Biliyorum çok şey kaçırdım. En azından son 4- 5 ayını yakalayabildim, katılmaya başladıktan sonra da neredeyse hiç aksatmadım. Cuma günlerini iple çektim, keyifle ve sonuna kadar izledim tartışmaları, aktif olarak katılmasam da.

Karantina Sohbetleri’nin tamamına katılamadığım için de değerlendirmelerim eksik ve yanlış olabilir.

Pandemi hayatımızda önemli değişikliklere yol açtı. Alışkanlıklarımız, gündelik hayatımız, ilgilerimiz, uğraşlarımız değişti, farklılaştı.

Her akşam bir dijital platformda sohbetlere, tartışmalara, derslere ve konferanslara katılmak adet oldu. Yeni hayat tarzımız, yeni alışkanlığımız oldu bu “dijital eylemler” bir bakıma.

Söyleyecek sözü olanlar için de bu iyi bir fırsat oldu. Herkes eteğindeki taşları dökme imkanı buldu.

Müslüman İktisatçının Para ile İmtihanı

 


Müslüman İktisatçının Para ile İmtihanı[1]

 

Para insanlığın en önemli icatlarından birisidir. İnsanlık paranın icadıyla tabir caizse bir sıçrama yaşadı, ticari ilişkiler, insanlar arası mal ve hizmet değiş tokuşları çok daha kolay yapılır oldu. Para medeniyetin inşasında temel dönüm noktalarından birisidir.

Bununla birlikte paranın icadı insan ve mülkiyet ilişkisinde önemli değişikliklere de yol açtı.

Paranın olmadığı takas ekonomisinde tasarruf sahipleri servetlerini fiziki olarak saklamak zorundaydılar. Serveti fiziki olarak saklamak ise depolama vb. maliyetlere katlanmayı gerektiriyordu. Dolayısıyla insanlık paranın icadıyla birlikte servetini daha kolay saklama ve biriktirme imkanını da elde etmiş oldu.

27 Mart, 2022

Merhum Zübeyir Bulut ve Çalışmaları



Zübeyir Bulut (15.04.1961-21.03.2022)

Değerli akademisyen ve dava adamı Zübeyir Bulut kardeşimizi 21.03.2022 tarihinde kaybettik. Kendisine Allah'tan rahmet dileriz. Mekanı cennet olsun.

Zübeyir Bulut 1961 yılında Çorum'da dünyaya gelmiştir. Yüksek öğrenimini 1984-1990 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde yapmıştır.
1983-1996 yılları arasında PTT'de memur olarak, 1996-2011 yılları arasında ise MEB'da öğretmen olarak çalışmış, Ankara Aydınlıkevler'deki İşitme Engelliler İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapmıştır.

20 Ekim, 2021

Ticaret toplumu

 Müslüman toplumların kültüründe ticarete daha bir yatkınlık var. Bunun nispeten "dini" bir temeli olduğu söylenebilir: "Rızkın onda dokuzu ticarettir" vb. hükümler, Kur'an'da hakim olan ticari söylem, İslam'ın Mekke gibi bir ticari merkezde doğmuş olması vs. 

Buna karşılık yatırım düşüncesi o ölçüde kök salmış görünmüyor. Belki tul-i emel addedilmesinden, belki kısa sürede köşeyi dönme düşüncesinden, risk almak istenmemesinden vs. Yarını Allah bilir. Yarın demek gaybdır. Gayb yani bilinmeyen. Onu da Allah bilir. Bilinmeyene yatırım yapmak ne ölçüde akılcı? Muhtemelen bu düşünceler etkili olmuştur.

Yatırım uzun vadeli bir iş. Uzun süre beklemek gerek. Üstelik yapılan yatırımın isabetli olup olmadığı da zamanla belli olacak. Oysa ticarette iş böyle değil. Fırsatı yakaladığında al ve sat. Kârı realize et. Yatırım için beklemek yok, sabretmek yok, uzun vadeli risk almak yok, al ve sat. Kârı elde et. 

İslam toplumlarında kapitalizmin gelişememesinin gerisinde bu düşünce yok mu acaba?


19 Ekim, 2021

Zor bir seçim

Selefi anlayış bizi o güne götürmek istiyor. O günün maddi koşullarını dondurmak suretiyle evrenselleştirmek istiyor. Daha doğrusu o günü aynen, olduğu gibi bugüne taşımak istiyor. 

Moderniteyi veri olarak kabul eden modernist ise tüm İslami ilkeleri bugünün değerlerine uydurmak istiyor.

Tarihselci önce metnin o gün ne anlama geldiğini keşfetmeye çalışıyor sonra da bugün aynı hükmün nasıl olması gerektiğini akıl yürütme yoluyla bulmak istiyor.

Akılcı aklın vahiyden üstün olduğunu iddia ediyor.

Nakilci ise akla güvenmiyor.

Zor bir durumdayız...


Kopyala-Yapıştır

 "Kopyala-Yapıştır" (copy-paste) uygulaması bilgisayarın yaygınlaşmasıyla hayatımıza girdi. 

Yazı yazarken, bir araştırma yaparken ya da herhangi bir konuda bir çalışma yaparken büyük kolaylık sağlayan bir uygulama. 

Ne var ki toplumsal olayları yorumlarken zaman zaman buna benzer uygulama girişimleriyle karşılaşıyoruz. 

Oysa toplumsal olaylarda "kopyala-yapıştır" imkanı yok. 

31 Ocak, 2021

Kur’an’da Ticari-Teolojik Terimler

“ Kur’an’da Ticari-Teolojik Terimler” Charles C. Torrey’in 1892 yılında Strazburg Üniversitesi’ndeki doktora tezi.  Yaklaşık 50 sayfalık bu çalışma aynı yıl Leyden-Brill tarafından yayımlanmış. 

Çalışma şu açıdan önemli: Bu kitap İslam iktisadına dair yapılan çalışmalarda öncelikle atıfta bulunulan eserlerin başında geliyor. 

Aslına bakılırsa kitap doğrudan Kur’an-iktisat ilişkisi üzerine yapılmış bir çalışma değil. Bununla birlikte dolaylı da olsa modern dönemlerde Kur’an’daki ticari terimler üzerine yapılmış ilk çalışmalardan olması hasebiyle ilgi çekmiştir. 

Çalışma iktisattan ziyade ilahiyatla ilgili. İslam ilahiyatının ticari terimlerle ilişkisi kitabın ana konusunu oluşturuyor.

06 Aralık, 2020

Linç


İğrenç linç girişimleri yaşanıyor gözümüzün önünde.

Ömrünü Kur’an, tefsir, siyer, hadis vb. ilimlere adamış insanlar, kadim tartışmaları günümüze taşıyor, ulaştıkları sonuçları çeşitli platformlarda anlatıyorlar. Vardıkları sonuçların neler olduğunun bence hiç önemi yok.

Onların okuduğu, ulaştığı kitapları ve kaynakları bırakın okumayı adlarını bile bilmeyen kalabalıklar hep birden katılıyorlar bu linç girişimlerine. 

Mahiyetini dahi bilmedikleri tartışmalarda hocalara nasıl inanmaları, nasıl düşünmeleri gerektiğini dikte ettirmeye kalkışıyorlar.

Kendileri gibi inanmayanlara hayat hakkı tanımayacaklarını bildiriyorlar.

Ve maalesef "başarılı" da oluyorlar.

27 Haziran, 2020

Ey ulu hocalar

Ey ulu hocalar...

Sözüm size

Kur'an açık anlaşılır bir kitaptır diye biliyorduk. Sayenizde anlaşılması zor bir kitap olduğunu öğrendik. 

Anlaşılabilir bir kitap olduğuna inandığımız için her okuduğumuzda bir sürü soruya cevap bulabiliyorduk. Kur'an bize açık ve anlaşılır geliyordu. Hiç de sizin dediğiniz gibi akademik bir metin gibi gelmiyordu bize. 

26 Haziran, 2020

Tevrat ve İncil...

Geleneksel olarak müslümanlar Tevrat ve İncil'in muharref yani tahrif edilmiş kitaplar olduğu görüşündedirler.

Aynı geleneğin devamı mahiyetindeki dinlerin mensuplarının kendi kitaplarını yüceltmelerini ve kendilerinden önce gelen kitapların geçerliliklerini yitirdiğini söylemeleri veya bu şekilde düşünmeleri doğaldır. 

Bununla birlikte Kuran'da Tevrat ve İncil'le ilgili olarak geçen ayetlere bakıldığı zaman durumun biraz farklı olduğu görülecektir. (Tevrat ve İncil'le ilgili olarak Kur'an'da geçen ayetlerin bir kısmına dipnotta yer verilmiştir.)[1]

Dine dair iki yorum...

İslam nedir, nasıl bir dindir? sorusuna muhatabınızın kim olduğuna bağlı olarak birden çok cevap alabilirsiniz. 

Bu cevaplar aslında bir anlamda İslam hakkındaki farklı yorumlardır ve tarihsel koşullardan etkilenmektedir.

Bu soruya verilecek ilk cevap, hatta en eski ve en yaygın cevap (yorum da diyebiliriz) geleneksel din anlayışına aittir. 

25 Haziran, 2020

Çekmediğimiz acının türküsünü söylemedik

- Bu kadar güzel, bu kadar içten türküleri nasıl yaptınız? Nasıl oldu da bu kadar güzel türküler ortaya çıktı? diye sorulunca Neşet usta diyor ki;

- Çekmediğimiz acının türküsünü söylemedik... 

Bu, onu ve türkülerini anlatan en güzel cevaplardan biri bence. Hepsinin gerçek bir acıya dayanması. Hepsi samimi, içten gelen duyguların ifadesi. Türkü olsun diye yazılmış şeyler değil.

Turnanın Günlüğü de öyle. Samimi, içten duygu ve düşüncelerin ifadesi. İnanarak yazılan şeyler.

Onun için Turnanın Günlüğü'nü oku. 
Yüreğine dokunan bir şeyler mutlaka bulursun.


20 Haziran, 2020

Batının zihnindeki İslam peygamberi

Cemil Meriç şöyle diyor:
Bütün Kur'an'ları yaksak. bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın! (Umrandan Uygarlığa, s.9)
M. Watt da Hz. Muhammed Medine'de adlı eserinde Batının Hz. Muhammed'e yaklaşımı konusunda bir gerçeği teslim ediyor:
Dünyadaki bütün büyük adamlar arasında, hiç kimse Hz. Muhammed kadar karalanmamıştır. ...Orta Çağ savaş propagandası, gerçeklerden kopuk olarak, ‘büyük düşman’ kavramını inşa ediyordu. Bir noktada, Hz. Muhammed karanlıklar prensi Mahound’a dönüştürülmüştü. On birinci yüzyıl civarında, haçlı ordularında, İslam ve Müslümanlar hakkında mevcut olan düşünceler, moralleri bozan bu tür maskaralıklardı. Haçlılar düşmanlarının en kötüsünü beklemeye şartlandırılmışlardı ama onlar arasında çok sayıda şövalye ruhlu insanı görünce, kendi dinlerinin yetkilileri hakkında şüphe etmeye başladılar. Muhterem Peter’in Hz. Muhammed ve dini hakkında daha doğru bilgiler yayma sürecini başlatması bu durumla baş etmek içindi. Ondan bu yana, özellikle de son iki yüzyıl içinde, çok şey başarıldı. Ancak eski ön yargıların çoğu hâlâ ortalıkta dolaşmaktadır. (Hz. Muhammed Medine'de s. 374)

15 Haziran, 2020

Batının günahları

İslam dünyasında yoğun bir Batı düşmanlığı var.

Bunun haklı sebepleri var. Özellikle son iki yüzyılda İslam dünyasının, müslüman halkların bizzat yaşadığı olaylar, tecrübeler bu düşüncelerin oluşumundaki en önemli sebepleri oluşturmaktadır.

Batının günahları çok büyük. Özellikle sömürgecilik dönemi müslümanların hafızasında canlılığını korumaktadır ve kolay kolay da silineceğe benzemiyor.

Bu haklı tepkinin yanında bir de Batıda gelişen bilimsel, sanatsal ve teknolojik birikim var.

Sadelikten giriftliğe...

Kur'an'ın nasıl bir topluma hitap ettiği, kimleri muhatap aldığı, muhataplarının nitelikleri zaman zaman tartışma konusu olmaktadır.

Kanaatimce Kur'an felsefi bir kitap ve felsefi kuramlar bütünü değildir. Dolayısıyla muhatapları da filozoflar değildir.

Kur'an bir hukuk kitabı değildir. İçinde hukuki nitelikte pek çok ayet bulunmakla birlikte, hukuki bir metin değildir. Dolayısıyla muhatapları hukukçular değildir.

05 Haziran, 2020

Kolay ve anlaşılır kitap...

Vahiyle doğrudan muhatap olmayışımız Kur'an'ı anlama konusunda bize bazı zorluklar çıkarıyor.

Sahabe için böyle bir zorluk yoktu kuşkusuz. Onlar, ortalama herhangi bir insanın rahatlıkla anlayabileceği mesajlarla muhatap oldular. 

Bildiğimiz kadarıyla dil, kültür, bilgi vb. açılardan gelen mesajları anlama konusunda bir sorun yaşamadıklarını söyleyebiliriz. 

25 Mayıs, 2020

Kur'an'daki peygamber

Yine bizim neslin anlayamadığı hususlardan bir örnek...

Son 50-60 yılda egemen olan anlayışa göre geleneksel "peygamber" anlayışı ile Kur'an'daki peygamber anlayışı arasında bazı farklar var. 

Bu anlayışa göre, Kur'an'da ortaya konulan peygamber "ben de sizin gibi bir beşerim, ancak bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyediliyor" (Fussilet/6; Kehf/110) diyen bir peygamber. Kendisinden mucize talep edenlere karşı çıkan bir peygamber.

Anlamadan okumak

"Marfa İgnatyevna'nın söylediğine göre kocası, çocuğu mezara bırakalı beri kendini daha çok "dine vermiş", çoğu zaman kendi kendine, sessizce, her seferinde gümüş çerçeveli iri, yuvarlak gözlüğünü takarak Çetyi Minei* okumaya başlamıştı. Yüksek sesle ender olarak, ancak Büyük Perhiz ayında okurdu. Eyübün Kitabını severdi; bir yerden kutsal Peder Suriyeli İsak'ın hikmetleriyle vaazlarını bulmuştu. Bunları yıllardır, ısrarla, herhalde hiçbir şey anlamadan okuyor ve belki de bu yüzden kitabı büsbütün seviyor, değer veriyordu" (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler, İstanbul, 2007, s. 120. Son cümledeki vurgu bana aittir. SK).

Bizim neslin ömrünün önemli bir bölümünde Kur'an'ın anlaşılmasına ilişkin çabalar, çalışmalar ağırlık kazanır. 

24 Mayıs, 2020

Kelimelerin kökeni

17 Mayıs 2020

Kelimelerin kökeni

Kur'an çalışmalarında sıkça rastlanan yöntemlerden biri bu. Kelimelerin sözlüklerdeki anlamlarını sıralamak ve buradan bir sonuca ulaşmaya çalışmak. Bu mutlaka yapılması gereken bir çalışma hiç kuşkusuz. 

Ne var ki bu tür çalışmalarda bazen bir kaosa da sürüklenebiliyoruz. Birbirinden çok farklı anlamları bir potada eritmek mümkün olamıyor. 

Akıl kelimesi

21 Mayıs 2020

"Akıl" kelimesi

 Kur'an'da "akıl" kelimesi isim olarak geçmiyor, kelime tarif de edilmiyor, zira tarifi gerektirecek bir durum yok. Muhataplar neyin kasdedildiğini anlıyorlar. "Akletmek" şeklindeki fiil (عقل='aḳale) ise 49 yerde geçiyor.

Bu kullanımların çoğunda "akletmiyor musunuz?" "aklınızı kullanmıyor musunuz? vb. şeklinde kullanımlara rastlanmaktadır.

09 Ocak, 2020

Şirazlı Türk Güzeli

İnternette son zamanlarda dolaşan kısa bir İran filmi var. Bir buçuk dakikalık bu film ödül de kazanmış. Ne söylediğini anlamasanız da filmi izlediğinizde mesajı anlayabiliyorsunuz. Bazen mesajı anlamak için dil bilmek bile gerekmiyor. Tıpkı Gönül Yarası'nda  Dünya’nın “bu türküyü anlamak için Kütçe bilmek mi gerekir ağabey?” demesi gibi. 

Film kısaca şöyle: 

Yaşlı bir adam ve eşi yoğun bir trafikte arabada gidiyorlar. Kadının kucağında çiçek var. Belli ki adam eşine çiçek vermiş. Adam bu arada kadına bir şeyler söylüyor. Şiir gibi bir şey. Kadın adamı ikaz eden bir şeyler söylüyor. Adam arabayı durduruyor ve o söylediklerini tekrarlamaya çalışıyor. O arada yandaki arabada tartışan iki genç (muhtemelen karı koca) dikkatlerini çekiyor. Yine bu arada bir çocuk gelip adamdan bir şeyler istiyor. Adam da veriyor. Sonra çocuğu çağırıp eşinin kucağındaki çiçeği yandaki arabada tartışan çifte vermesini istiyor. Çocuk da çiçeği alıp tartışmakta olan çifte veriyor. Yaşlı adam ve tartışmakta olan adam göz göze geliyorlar. Tartışan çift mesajı almış oluyor. 

01 Ocak, 2020

Hüzün ve Coşku

1 Ocak 2020 İstanbul

Yazacak ne çok şey var. 

Bu aslında bir hüznün hikayesi. Acının, yenilginin. Dert ve ızdırabın. 
Nerden başlamalı bilmiyorum.
Anlayan birisi çıkar mı Allah bilir. Bir işe yarar mı ondan da kuşkuluyum. Yıllar sonra belki biri okur ve kendi hayatıyla bir paralellik kurar. İşte bu benim hikayem, bizim hikayemiz diyebilir. Bilmiyorum.

Bir anlamda bu bir coşkunun da hikayesi. Müthiş hazların, sevinçlerin, mutlulukların. 

27 Nisan, 2019

Çeviriden vazgeçmek ister misiniz?

"Ben çevirmenim. Çevirmenin işi basittir. Ben size dünyayı getiririm. Bunu yapmak için hem o dünyayı hem sizin dünyanızı çok iyi bilmem gerekir. Yeteneklerim olmalı, engin bir malumatım olmalı. Ben size Japonya’yı, ben size Arjantin’i getirmezsem ve siz de yabancı dillerden herhangi birinde okuma alışkanlığına sahip değilseniz kendi sınırlarınız haricindeki hiçbir şeyi bilmeden yaşamak zorunda kalırsınız. Kendi içinize kapanırsınız. Başkalarının, ötekilerin neye benzediğini bilemeyeceğinizden kendinizin ne olduğunuzu, nasıl olduğunuzu bilemezsiniz. Ben bizi onlara taşırım, onları bize. Ticaretinizi, siyasetinizi benim üzerimden yürütürsünüz, savaş bittiğinde ilk beni ararsınız. Ben olmasam dünyada yapayalnızsınız. Yine de beğenmezsiniz beni, kolayca yok sayarsınız. İletişim sağlandığı sürece şeffafım, sağlanamazsa zılgıtı yerim, yerin dibine batırılırım, sadakatsiz, hain ilan edilirim."
Yazının tamamı için tıklayınız

Çevirmenin adı yok

"Yabancı bir dilden Türkçe’ye çeviri yapan bir çevirmenin Türkçe’ye ortalama bir Türk aydınından daha çok hakim olması ve bunun için de Türkçe’de çok kitap okumuş olması, yani yeterli bir kültür birikimine sahip olması gerekir. Ayrıca, çevirdiği konuya da yabancı olmamalı ve bilmediği konularda da bilenlere danışabilmelidir. Bir dili iyi bilmek çeviri yapmak için yeterli değil. Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra Türkiye’ye gelmiş, Almanca’yı iyi bilen, okuduğunu anlayan birçok kişinin, okuduğu bir metni herkesin anlayacağı bir şekilde çevirmekten aciz olduğu çok yaşanmış bir örnektir. Çeviri bize dünyayı gösteren bir pencereye, çevirmense bu pencerenin camına benzetilebilir. Nitelikli bir cam dışarıdaki manzaranın aynısını gösterir. Kötü bir camsa görüntüyü bulanık, gerçeğinden büyük ya da küçük, yahut çarpıtarak verir. Yani çevirmen kötü bir kitabı iyi hale getiremez, fakat iyi bir kitabı berbat edebilir."

Yazının tamamı için tıklayınız


Çevirmen kamyon şoförüdür

Aynı Yolun Yolcuları
"Çevirmenlik, kamyon şoförlüğüdür efendim. Dünyada birbirine bu kadar uzak görünüp bu kadar benzeyen iki meslek daha yoktur. Bir kere her şeyden önce her ikisi de yalnızdır işinde. Bir işi alırken görür işin sahibini bir de işi teslim ederken, kamyoncu da çevirmen de. İkisi de oturduğu yerden çalışır. Hem de ne oturmak. Bazen öyle bir anda farkına varır ki ne kadar zamandır orada oturduğunun, kaç saattir uyumadığının; işte o an bir kez daha yaklaştırır bu iki mesleği birbirine.
Çevirmen de kamyon şoförü de saatlerce gözünü ayırmadan bakar önünde uzayıp giden saatlere. Birinin ellerinin altında bir enigma gibi yatan klavye, diğerinin ise koca direksiyon gözlerini önlerine dikip seyrederler; biri yolu, biri monitörü."
Yazının tamamı için tıklayınız

21 Nisan, 2019

İslam İktisadına Dair İlk Çalışmalar



Modern dönem İslam dünyasında ilk “iktisat” metinleri

Modern anlamda iktisat biliminin tarihi çok eski değildir. Kimileri onu merkantilistlerle başlatır, ama ağırlıklı görüş modern iktisat anlayışı Adam Smith’in “The Wealth of Nations” (Milletlerin Zenginliği) adlı eserinin yayımlanmasıyla, yani 1776 tarihinde başlar. Dolayısıyla modern iktisat düşüncesinin tarihi üç yüz yılı aşkın bir süredir denilebilir.

Modern İslam düşüncesinde ise “iktisat” kavramına ya da “İslam iktisadı”na dair yazılar oldukça yenidir.

05 Mart, 2019

Batıda Kur'an Çalışmaları- Sale'in Kur'an tercümesi




İngilizcedeki Kur’an tercümelerinin en eskilerinden birisi George Sale (1697-1736) tarafından 1734 yılında (ölümünden iki yıl önce) 4 cilt halinde yayınlanmıştır: The Korân Translated into English from the original Arabic (Kur’an:Arapça aslından İngilizceye tercüme edilmiştir).

Bu tercümenin daha sonraki baskılarından birisine Sir Edward Denison Ross[1] tarafından bir önsöz yazılmış, bu önsözde Batı’daki Kur’an tercümeleri ve özellikle de Sale’in çalışması konusunda önemli bilgilere yer verilmiştir.

26 Mart, 2018

Batı'da Kur'an Çalışmaları-Geiger'den Neuwirth'e


Kanada Victoria Üniversitesi öğretim üyelerinden Andrew Rippin (1950-2016) erken sayılabilecek bir yaşta (66 yaşında) vefat eden, 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren özellikle Kur’an çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çeken Kanadalı İslam araştırmacılarından birisi. 

Rippin hocası John Wansbrough’un kitabına (Qur’anic Studies) yazdığı bir takdim yazısında Batı’daki Kur’an çalışmalarıyla ilgili önemli hususlara değinmektedir.

Rippin’e göre Kur’an’la ilgili akademik çalışmalar, Kitabı-ı Mukaddes (Tevrat, İncil) üzerine yapılan akademik nitelikteki çalışmaların maalesef çok çok gerisindedir. Kur’an üzerine çalışanlar açısından hem sunulan kaynaklar hem de çalışmaların derinlik ve muhtevaları diğerleriyle karşılaştırılamayacak kadar sınırlıdır. Kitabı Mukaddes’e dair çalışmalar hacim itibariyle de Kur’an çalışmalarının birkaç katından fazladır.

19 Mart, 2018

Kur'an'ı Keşfetmek

Kur'an'ı Keşfetmek (Discovering the Qur'an), Neal Robinson, Çeviren: Süleyman Kalkan, KURAMER Yay., Şubat 2018.
Günümüz Batı dünyasında İslam ve Kur’an merkezli ilmî çalışmalarıyla tanınan İngiliz araştırmacı Neal Robinson bu eserinde klasik yaklaşımların aksine Kur’an’ı sadece yazılı bir metin olarak ele almamakta, Müslümanların gündelik hayatlarında Kur’an’ın yeri ve önemi üzerinde durmaktadır. Birçok Batılı araştırmacıya karmaşık, insicamsız ve dağınık gelen Kur’an’ın aslında çok daha insicamlı, ayet ve pasajların birbirleriyle uyumlu ve bağlantılı, surelerin baştan sona büyük bir ahenk ve uyuma sahip olduğunu, ancak bunların tercümelerde [meallerde] çoğu kere gözden kaçtığını veya gerektiği gibi ortaya konamadığını anlatmaktadır. Kur’an’daki ahenk ve insicamın sadece konu/tema açısından değil, ses, kafiye, seci ve kullanılan kelimeler açısından da bütünlük arz ettiğini ifade eden Robinson, bütün bunları ortaya koymak amacıyla sureler özelinde analitik çalışmalar da yapmıştır.

26 Şubat, 2018

Richard Bell'i Yeniden Okumak




Richard Bell’in “The Origin of Islam in its Christian Environment” adlı eseri Batılı müsteşriklerce yapılan çalışmaların en önemlilerinden birisi. Fazlur Rahman, “bu kitaptaki pek çok tezin sorgulanabileceğini ancak ilmi bir çalışma olduğunun kabul edilmesi gerektiğini” belirtmektedir.[1]

Kitap 1926 yılında yayınlanmış ve Bell’in 1925 yılında Gunning Vakfı’nda verdiği derslerin kitap haline getirilmesi suretiyle oluşturulmuş.

Bell kitabında İslam’ın Hrıstiyanlıkla ilişkisini ortaya koymaya çalışıyor.

Bell’e göre 7. yüzyıldaki Hristiyanlık “dejenere bir dindi.” İslam’ın zaferi bu “dejenere Hristiyanlık” karşısında vuku bulmuştu.

Kitabın ilk bölümü “Doğu Kilisesi ve Arabistan’ın Çevresindeki Hristiyani Ortam” başlığını taşıyor.

Bu yazıda, kitabın 1. Bölümünde ele alınan hususları aktarmaya ve yeri geldikçe de onlarla ilgili değerlendirmelerimi [köşeli parantez içinde] sunmaya çalışacağım.

17 Temmuz, 2017

Kafa karışıklığı


Faizin ne olduğu, hangi işlemlerin faiz olduğu, faizin kapsamı vb. konular İslami finansın ana tartışma konularıdır.  

Daha çok İslami gelenekten gelen ve bankacılık ve finans uygulamalarına yabancı olanlar teknik olarak faizin ve faizli işlemlerin neler olduğu, faizin nasıl hesaplandığı, faiz sisteminin, bankaların ve finans kuruluşlarının nasıl çalıştığı konularında bir kafa karışıklığı yaşamaktadırlar.

Faiz mekanizmasının nasıl çalıştığını anlamayınca, oldukça garip değerlendirmeler ve sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

10 Temmuz, 2017

Doğu'da Seyahat


Doğu’da Seyahat, Gérard de Nerval, Türkçesi: Selahattin Hilav, Yapı Kredi Yay. , İstanbul, 2004

Gérard de Nerval 1808’de doğmuş olan bir Fransız şair. 1843’te Doğu seyahatine çıkmış. 1 Ocak’ta Marsilya’dan başlamış, Malta, Mısır, Suriye, Kıbrıs, İstanbul ve Napoli’den sonra Aralık ayında yeniden Marsilya’ya dönmüş. Bu seyahate ilişkin olarak yazdığı Voyage en Orient (Doğu’da Seyahat) adlı eseri 1851’de yayımlanmış. 1841’den başlayarak birkaç kez sinir krizleri geçiren ve akıl hastanesinde tedavi gören şair, 26 Ocak 1855’te Paris’te ölü olarak bulunmuş.

06 Temmuz, 2017

İslami İktisat


İslami İktisat, Değerler ve Modernleşme Üzerine, Sabri ORMAN, İnsan Yay., İstanbul, 2014

İslami İktisat, Değerler ve Modernleşme Üzerine adlı eser esas itibariyle Sabri Orman Hoca’nın muhtelif tarihlerdeki yazılarının bir araya getirilmesinden oluşmuş. Bunlara daha önce yayınlanmamış olan birinci bölüm eklenmiş. Önemli bir çalışma.

Sabri Orman İslam İktisadı ya da kendi deyimiyle İslami İktisat üzerine düşünen, yazan, eserler ortaya koyan bir bilim adamı. Onun bu alandaki çabalarının takdir edilmesi gerektiği görüşündeyim, zira mesele üzerine ciddi olarak düşünerek özgün bir şeyler ortaya koymaya çalışmaktadır.

05 Temmuz, 2017

Faiz mi Borçlanma mı?


Bir an heyecanlandım, zira uzun süredir Kur’an’daki riba (faiz) yasağının hikmetlerini, sebeplerini anlamaya çalışıyordum. Bu sefer cevabı buldum diye düşündüm.

Sabri Orman Hoca önemli bir iktisatçı. Sadece iktisatçı değil, kendi deyimiyle "İslami İktisat" konusunda önemli çalışmalara imza atmış olan bir bilim adamı. 

09 Haziran, 2017

Dinî Metinlerde Yazım Karmaşası

Bugün Türkçe dinî metinler, yazım kuralları açısından tam bir karmaşa içindedir.

Bu metinler yaygın, kabul edilmiş ve yerleşmiş diyebileceğimiz Türkçe yazım kurallarından önemli ölçüde farklılık arz ettiği gibi, kendi aralarında da insicam ve tutarlılıktan yoksundur. Aynı yayınevi tarafından basılan eserler arasında bir yeknesaklık olmadığı gibi, aynı yazarın farklı kitapları arasında hatta aynı kitabı içinde bile kelimelerin yazımında bir standardın olmadığı gözlenmektedir. Konuyla ilgili birkaç örnek yeterli olacaktır:

19 Aralık, 2016

Hadislerde Riba


Riba konusundaki tartışmanın önemli dayanaklarından birisi de bu konudaki hadislerdir. Konuya ilişkin hadisler iki ana gruba ayrılabilir. Bunlardan birincisi ribayı yeren, diğeri ise ribanın mahiyetine ilişkin hadislerdir.

Ribanın mahiyeti konusundaki hadisler konumuz açısından büyük önem arz etmektedir. Öncelikle bu hadisleri nakledelim:

Altı eşya hadisi:

Müslim’de yer alan bir hadise göre, Ebu Said el-Hudri Resulullah’tan şöyle rivayet etmiştir:

01 Aralık, 2016

Kur'an'da Riba


Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Kur’an ‘riba’yı kesinlikle yasaklamıştır. Bunda hiç tereddüt yoktur. Bu konuda Kur’an’ın emirleri çok nettir. Bu konudaki Kur’an ayetleri, nüzul sırasına göre, aşağıda verilmiştir. Öncelikle bunları inceleyelim: Riba ile ilgili olarak nüzûl sırasına göre ilk inen ayet şudur:

İnsanların mallarından artsın diye verdiğiniz riba Allah katında artmaz. Ama Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte kat kat arttıranlar onlardır (Rum Suresi 30/39).

27 Kasım, 2016

İslamiyet ve Kapitalizm



İSLAMİYET VE KAPİTALİZM 
Maxime RODINSON, Türkçesi: Orhan SUDA, Gün Yayınları, İstanbul,1969.

Kitap şu bakımdan ilginç: 1969’larda, İslam Ekonomisi ya da İslam ve Ekonomi bağlantısı konusunda yayınlanmış dikkate değer ölçüde eser sayısı yok denecek kadar az. O nedenle, o tarihler için böyle bir içerik, kapsam ve vukufiyet gerçekten ilginç. O tarihte İslami kesimde bu kitabı anlayabilecek kişi sayısı bile muhtemelen çok azdı. Kitap bugün için de İslam ve Kapitalizm ilişkisi açısından en önemli eserlerden biri olma özelliğini koruyor.