Salı Dersleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Salı Dersleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

02 Mayıs, 2026

Besmele

 Besmele yani Bismillahirrahmanirrahim.

Müslümanlar her işlerine besmele ile başlarlar, sabahtan akşama sayısız kere bu Kur'ani ibareyi tekrar ederler. Onsuz bir işe başlamazlar. Yerken, içerken, yatarken, kalkarken, eve girerken, yola çıkarken, yeni bir işe başlarken, önemli gün ve zamanlarda, törenlerde, dualarda, namazda, namaz dışında ve özellikle de konuşmalarına başlarken her daim bu ilahi ibare ağızlarındadır: Bismillahirrahmanirrahim ya da kısaca Bismillah veya besmele.

Peki besmele ne anlama geliyor? Müslümanlar bu ibareyi neden sürekli tekrar ediyorlar? Bununla ne demek istiyorlar? Türkçede bu ibare nasıl ifade edilebilir veya edilmelidir?

Burada iki ana yorum veya açıklama öne çıkıyor:

11 Temmuz, 2025

Bazı tespitler

Kur’an’la ilgili olarak bazı tespitler:

Kur’an bir hidayet kitabıdır.

Ne demek bu?

O bir fizik, kimya, tıp kitabı değildir. Astronomi kitabı da değildir. Kur'an yer, gök, yıldızlar, insanın yaratılması vb. konularda örnekler verirken amacı astronomik ya da biyolojik bilgi vermek değildir. O Allah'ın varlığının ve birliğinin işaretleri olarak bunlardan bahsetmektedir. 

O bir hidayet kitabıdır. İnsan ve toplum hayatında eğrileri, doğruları, iyi ve kötü davranışları gösterir, insanlığı doğru yola yönlendirmeye çalışır.

Yani onda iyi ve kötü, doğru ve eğri yol ve davranışlara ilişkin öğüt, tavsiye ve emirler vardır.

Kur'an bir tarih kitabı da değildir. Evet Kur'an'da pek çok kıssa bulunmaktadır, yani peygamberlere ait, onların hayatlarından kesitler, hatırlatmalar vardır. Ama bunlar anlatılırken amaç tarihi bilgi vermek değildir. Çoğu kere amaç Kur'ani mesajın sürekliliğini, Hz. Muhammed'in mücadelesi ile önceki peygamberlerin mücadelesi arasındaki benzerlik ve paralellikleri ortaya koymaktır. 

Söylenmesi gereken

Söylenmesi gereken ne varsa söylenmiştir. 

Söylenmemişse, demek ki söylenmeye değecek bir şey yoktur. 

 Ya da söylenmemişse sana bırakılmış demektir. 
 
Yani; 

 “Bana sorma, bana sorarsan ben bir şey söylerim o zaman sıkıntıya düşersin. 

O halde sen kendin yap. Sorma. 

 Aksi takdirde ben söylerim, seni bağlar, sıkıntıya düşersin.”

01 Nisan, 2023

Erkek egemen söylem

Son dönemlerde erkek egemen söylem konusunda çoğunlukla kadınlardan itirazlar geliyor.

Erkek egemen söylem hayatın her alanına hakim durumda, dini söylem de bunun dışında değil.

Birkaç gün önce dinlediğim bir online konferansta, ilahiyatçı bir kadın hocamız, “Matürüdi’de Kadın” konulu bir sunum yaptı. Hocamız aslında başka bir konuda çalışıyormuş, ancak her nasılsa Matüridi’nin kadın konusunu nasıl ele aldığını merak etmiş.

Anladığım kadarıyla gelenekçi dini söylemin kadın konusunda söylediklerini yeterli bulmayan, hatta bu söylemden rahatsızlık duyan, bununla birlikte şu veya bu sebeple geleneksel anlayışın dışında denilebilecek görüşlere de yaklaşamayan veya öyle görülmekten çekinen ancak yine de geleneksel söylemin içinde kalarak daha iyi bir cevap bulabilme ümidiyle hareket eden pek çok kişi gibi bu kadın hocamız da bir ümitle Matüridi’ye sarılma ihtiyacı duymuş.

31 Mart, 2023

İnsan Allah'ın kulu mu halifesi mi?

Kur'an'a göre insan ile Allah arasındaki ilişki Tanrı-kul ilişkisidir. Bu İslam'ın en temel kabullerindendir. Yani yüce bir Yaratıcı, tek bir tanrı vardır, insan da onun kuludur. Buna dair pek çok ayet vardır:

Kullarım sana beni sorduklarında, ben onlara yakınım... (Bakara/186).

Allah’ın kulları için çıkardığı nimetleri haram sayan kimdir? (Araf/32).

Ben kullarıma zulmetmem (Kaf/29).

O Kuluna Furkan’ı indirdi, alemlere uyarı olsun diye. (Furkan/1).

Kuluna (Muhammed’e) Kitabı indiren Allah’a hamdolsun. (Kehf/1).

Sadece Hz. Muhammed değil, önceki peygamberlerden söz edilirken de onların Allah’ın kulları oldukları vurgulanmaktadır. (Örnekler: İsa (Meryem/19; Zuhruf 59), Nuh (Meryem/3), Zekeriya (Meryem/2), Davud (Sad/17), Süleyman (Sad/30), Eyyub (Sad/41).

19 Mart, 2023

Deprem kader mi? Görmez Hoca ile deprem üzerine

Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez 16 Mart 2023 tarihinde Haberürk'te M. Akif Ersoy'un konuğu oldu ve deprem olayının dini boyutu üzerine görüşlerini ortaya koydu.

Mehmet Görmez Hoca oldukça saygın bir İslam alimi. Sesi ve hitabeti çok güçlü, dolayısıyla konuşması da son derece etkili.

Benim gibi pek çok insanın Hoca'nın konuşmasını ilgiyle izlediğini düşünüyorum. 

Hoca'nın deprem bölgesini ziyaretleri sonucunda bu milletin birliği, hamiyetperverliği, fedakarlığı, millet olma bilinci, bizi biz yapan değerler vb. konulara dair tespitlerine gönülden katılıyorum. Onun bir insan, bir din adamı olarak ortaya koyduğu hassasiyeti takdirle izliyorum ve herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Konuşmanın çok yararlı olduğunu düşünüyorum, herkese de bu konuşmayı izlemelerini tavsiye ederim.

Bununla birlikte Hoca'nın deprem vesilesiyle dile getirdiği "dini" görüşlerden bazılarını tartışmaya değer buluyor ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. İşin bu tarafı önemli, zira deprem vesilesiyle, geleneksel kader anlayışı ile topyekûn dini söylem önemli bir sınav verdi ama kanaatimce bu sınavdan başarıyla çıkamadı. 

Ben mevcut dini söylemin günümüz insanına çok bir şey ifade etmediğine ve yeni bir dini söylemin gerekli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ilmine güvendiğimiz hocaların bu konularda neler söyledikleri, ne tür açılım getirdikleri önemlidir. Bu açıdan Hoca'nın durduğu yer, olayları izah şekli, klasik dini söyleme yaklaşımı bence çok önemli. 

23 Şubat, 2023

Yorumlama Hakkının Gaspı

Her tercüme bir yorumdur. Her meal bir yorumdur, bir anlama çabası, anlama ve yorumlama faaliyetidir.

Her Müslüman kutsal kitabını anlamak ister. Ortada bir zaman farkı, kültür farkı ve dil farkı olduğuna göre, tercüme, meal ve tefsir bir zorunluluk olarak ortaya çıkar.

İslam'da kilise yoktur. Kilise, yani dinin yegâne resmi yorumunu, açıklamasını yapmaya yetkili bir kurum yoktur. 

Bunun yerine ulema yani İslam alimleri vardır ve bu alimler herhangi bir "kilise"ye mensup kişiler değildirler; kendi vicdanları ve muhakemeleriyle hareket eden, bağımsız karakterli insanlardır.

Tüm İslam alimleri Kur'an'ı ve Sünnet'i yorumlama ve bunları insanlara aktarma hak ve yetkisine sahiptir. Bunun için hiçbir yerden, hiçbir makamdan, hiçbir kişi veya kurumdan izin almaları gerekmez.

21 Şubat, 2023

Deprem-kader ilişkisi

6 Şubat 2023 depremi nedeniyle, kader ve deprem ilişkisi üzerine çok şey söylendi, yazıldı. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, bu kadim tartışmaya bugünden bakan bir yazı yazdı Karar Gazetesinde.* Yazı bana ilginç geldi. Tabii ki bu tartışma devam ediyor, edecek, ama Çağrıcı bu yazısında önemli noktalara temas ediyor (vurgular bana aittir):

"Kader kelimesinin sözlük anlamı “ölçü”dür; Kur’an’da da bu anlamda geçer. Buna göre kavram, bilimsel yönden olduğu gibi itikadî yönden de şunu anlatır: Tabiatta hiçbir olay ölçüsüz, yani kuralsız, kanunsuz olarak tesadüfen, rastgele meydana gelmez. Evrende bütün oluşlar ve bozulmalar, her şey, Yüce Allah’ın zorunlu yasalarına tabidir. “O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Kuru yaş ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” (En‘âm suresi 6/59).

“O’nun bilgisi”, aynı zamanda O’nun yasasıdır; “kitap” da bu yasaların yazılı olduğu değişmez kayıttır. İşte bilim diliyle “doğa yasaları (tabiat kanunları)”, din diliyle Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı bulunan bu yasalardan başka bir şey değildir. Kadere uymak demek o yasalara uymak demektir; o yasaları bilmenin ve onlara göre yaşamanın yegâne yolu da bilimdir; gerisi safsatadır. Bilim yanılmaz; çünkü konusu ilâhî yasalardır; yanılan bizim “bilen” zihnimizdir. Kategorik olarak “Allah’ın yasasında (sünnetullah) asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın yasında asla bir sapma bulamazsın” (Fâtır 35/43). Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı olan “sünnetullah”, bilim dilindeki tabiat kanunlarının dinî dille ifadesinden ibarettir.

20 Şubat, 2023

Tevhid üzerine

Kelime ve kavramları bozmakta üstümüze yok. Pek çok İslami kelime ve kavram maalesef bu furyanın kurbanı oldu. Kur'an'da geçen kelimeleri alıp, içini ilgili ilgisiz pek çok şeyle doldurmak, kafamızdaki düşünceleri o kelime ve kavramları kullanarak Kur'ani bir kılıfa büründürmek moda oldu. 

Tevhid kelimesi de maalesef bu furyadan ve modadan nasibini almıştır.

İslam tarihi boyunca ve özellikle de son 50-60 yılda bu kelime Kur'ani bağlamından önemli ölçüde kopartıldı ve kelimeye bağlamından kopuk pek çok anlamlar yüklendi. 

Tevhid kelime anlamı itibariyle "birleme" demektir. İhlas Suresinin "De ki, o Allah birdir" şeklindeki 1. ayeti bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Tevhid Allah'ın birliğine işaret eder. 

Neden?

14 Şubat, 2023

Enkaz Altında Kalan Dini Söylem

 Türkiye tarihinin en büyük depremlerinden birini yaşadı. Ülke olarak yıkıldık. Hem madden hem de manen büyük acılar çektik. Yaraların sarılması kolay olmayacak. Uzunca bir süre bu acıyla ve bunun doğuracağı sıkıntılarla uğraşmamız gerekecek. 

Bu toprakların insanları pek çok acıyı, sıkıntıyı aşmayı bildi, bunu da aşacaktır inşallah.

Bu depremle birlikte pek çok şey enkaz altında kaldı. Bunlardan bir tanesi de klasik dini söylem.

Depremin niçin olduğuna ilişkin din adamları tarafından yapılan açıklamalar tartışma konusu oldu.

Kimisi "Allah depremle bu toplumu cezalandırdı" dedi. Bunlara göre "insanlar azdılar. Allah'a karşı geldiler, onun emir ve yasaklarını tanımaz oldular. Bina ve zina çoğaldı. Haksızlıklar arttı. Allah'ın yasakladığı ne varsa onlar gerçekleşti. Dolayısıyla Allah insanları cezalandırdı."

05 Şubat, 2023

Bedevilik

Resullullah (a.s.)’ın Medine’deki yaklaşık on yıllık mücadelesi içinde uğraştığı sorunlardan birisi de bedevileri medenileştirme meselesidir.

Medine şehir demektir, medeni de şehirli anlamına gelir. Yani medeniyetin temelinde de şehir ve şehirli vardır.

Batı literatüründe de medeniyet karşılığında kullanılan ‘civilization’ kelimesi de ‘civil’ ve ‘citizen’ kelimeleriyle ilişkilendirilir. Yani kökeninde şehir/kent ve kentli vardır medeniyetin.

Medeniyet ancak şehirlerde doğup gelişebilir. Köylü toplumunun ve bedevi toplumun, orada kaldığı müddetçe ve o zihin yapısıyla bir medeniyet ortaya koyabilmesi mümkün görünmemektedir.

20 Eylül, 2022

Hz. Muhammed (a.s.) bugün gelseydi...

Hz. Muhammed bugün gelseydi nasıl davranırdı acaba? 

Böyle bir soru sorulabilir mi? 

Ya da bu soru ne kadar meşrudur?




Hırsızın eli (Maide/38 üzerine)

Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah azizdir, hakimdir. (Maide/38)

Bu ayetle ilgili olarak iki zorlukla karşı karşıyayız:

Metinde gerçekten ellerini kesin kelimeleri geçiyor mu? Geçiyorsa bu kelimelere fiziki anlamda "ellerini kesmek" şeklinde mi anlam vermeli, yoksa, modern dönemde çokça karşılaştığımız yorumlarda olduğu gibi, "onların ellerini hırsızlıktan kesmek" ya da "ellerini çizmek" vs. şeklinde mi anlamlandırmalı?

27 Mart, 2022

Merhum Zübeyir Bulut ve Çalışmaları



Zübeyir Bulut (15.04.1961-21.03.2022)

Değerli akademisyen ve dava adamı Zübeyir Bulut kardeşimizi 21.03.2022 tarihinde kaybettik. Kendisine Allah'tan rahmet dileriz. Mekanı cennet olsun.

Zübeyir Bulut 1961 yılında Çorum'da dünyaya gelmiştir. Yüksek öğrenimini 1984-1990 yılları arasında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde yapmıştır.
1983-1996 yılları arasında PTT'de memur olarak, 1996-2011 yılları arasında ise MEB'da öğretmen olarak çalışmış, Ankara Aydınlıkevler'deki İşitme Engelliler İlköğretim Okulu'nda öğretmenlik yapmıştır.

27 Haziran, 2020

Ey ulu hocalar

Ey ulu hocalar...

Sözüm size

Kur'an açık anlaşılır bir kitaptır diye biliyorduk. Sayenizde anlaşılması zor bir kitap olduğunu öğrendik. 

Anlaşılabilir bir kitap olduğuna inandığımız için her okuduğumuzda bir sürü soruya cevap bulabiliyorduk. Kur'an bize açık ve anlaşılır geliyordu. Hiç de sizin dediğiniz gibi akademik bir metin gibi gelmiyordu bize. 

26 Haziran, 2020

Tevrat ve İncil...

Geleneksel olarak müslümanlar Tevrat ve İncil'in muharref yani tahrif edilmiş kitaplar olduğu görüşündedirler.

Aynı geleneğin devamı mahiyetindeki dinlerin mensuplarının kendi kitaplarını yüceltmelerini ve kendilerinden önce gelen kitapların geçerliliklerini yitirdiğini söylemeleri veya bu şekilde düşünmeleri doğaldır. 

Bununla birlikte Kuran'da Tevrat ve İncil'le ilgili olarak geçen ayetlere bakıldığı zaman durumun biraz farklı olduğu görülecektir. (Tevrat ve İncil'le ilgili olarak Kur'an'da geçen ayetlerin bir kısmına dipnotta yer verilmiştir.)[1]

Dine dair iki yorum...

İslam nedir, nasıl bir dindir? sorusuna muhatabınızın kim olduğuna bağlı olarak birden çok cevap alabilirsiniz. 

Bu cevaplar aslında bir anlamda İslam hakkındaki farklı yorumlardır ve tarihsel koşullardan etkilenmektedir.

Bu soruya verilecek ilk cevap, hatta en eski ve en yaygın cevap (yorum da diyebiliriz) geleneksel din anlayışına aittir. 

20 Haziran, 2020

Batının zihnindeki İslam peygamberi

Cemil Meriç şöyle diyor:
Bütün Kur'an'ları yaksak. bütün camileri yıksak, Avrupalının gözünde Osmanlıyız; Osmanlı, yani İslam. Karanlık, tehlikeli, düşman bir yığın! (Umrandan Uygarlığa, s.9)
M. Watt da Hz. Muhammed Medine'de adlı eserinde Batının Hz. Muhammed'e yaklaşımı konusunda bir gerçeği teslim ediyor:
Dünyadaki bütün büyük adamlar arasında, hiç kimse Hz. Muhammed kadar karalanmamıştır. ...Orta Çağ savaş propagandası, gerçeklerden kopuk olarak, ‘büyük düşman’ kavramını inşa ediyordu. Bir noktada, Hz. Muhammed karanlıklar prensi Mahound’a dönüştürülmüştü. On birinci yüzyıl civarında, haçlı ordularında, İslam ve Müslümanlar hakkında mevcut olan düşünceler, moralleri bozan bu tür maskaralıklardı. Haçlılar düşmanlarının en kötüsünü beklemeye şartlandırılmışlardı ama onlar arasında çok sayıda şövalye ruhlu insanı görünce, kendi dinlerinin yetkilileri hakkında şüphe etmeye başladılar. Muhterem Peter’in Hz. Muhammed ve dini hakkında daha doğru bilgiler yayma sürecini başlatması bu durumla baş etmek içindi. Ondan bu yana, özellikle de son iki yüzyıl içinde, çok şey başarıldı. Ancak eski ön yargıların çoğu hâlâ ortalıkta dolaşmaktadır. (Hz. Muhammed Medine'de s. 374)

15 Haziran, 2020

Sadelikten giriftliğe...

Kur'an'ın nasıl bir topluma hitap ettiği, kimleri muhatap aldığı, muhataplarının nitelikleri zaman zaman tartışma konusu olmaktadır.

Kanaatimce Kur'an felsefi bir kitap ve felsefi kuramlar bütünü değildir. Dolayısıyla muhatapları da filozoflar değildir.

Kur'an bir hukuk kitabı değildir. İçinde hukuki nitelikte pek çok ayet bulunmakla birlikte, hukuki bir metin değildir. Dolayısıyla muhatapları hukukçular değildir.

05 Haziran, 2020

Kolay ve anlaşılır kitap...

Vahiyle doğrudan muhatap olmayışımız Kur'an'ı anlama konusunda bize bazı zorluklar çıkarıyor.

Sahabe için böyle bir zorluk yoktu kuşkusuz. Onlar, ortalama herhangi bir insanın rahatlıkla anlayabileceği mesajlarla muhatap oldular. 

Bildiğimiz kadarıyla dil, kültür, bilgi vb. açılardan gelen mesajları anlama konusunda bir sorun yaşamadıklarını söyleyebiliriz.