çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çeviri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Mart, 2024

Otuz İki Meyvenin En Tatlısı

 

Ne büyük sıkıntı ya Rabbi. Bildiğin işkence. Yüzlerce belki binlerce kitap içinden üç tanesini, otuz iki meyvenin en tatlısını seçeceksin. Kolay mı öyle?

Hangi kitabın ‘seni sen yapmadaki etki derecesini’ nasıl ölçeceksin? Neyle ölçeceksin?

Zor durumdayım vesselam. Ama nasıl anlatmalı? Hocam siz türkü seversiniz. Türkü diliyle anlatsam olur mu?

              Allı turnam taş başını yol eder

              Ördek gelir su başını göl eder

              İki güzel pencereden el eder

              Birin alsam biri intizar eder

Şimdi birini seçsem ötekiler intizar etmeyecekler mi? Kitabın intizarı ne demek biliyor musunuz hocam?

Yine de şöyle bir toparlamaya çalışsam hafızamı, acaba başarabilir miyim?

16 Mart, 2023

Oryantalizm: Bütün kötülüklerin kaynağı

İlginç bir toplumuz. Sokaktaki insanımız da üniversitedeki hocamız da benzer şekilde düşünüyor: Başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı hep dışımızdakiler. Dönüp kendimize bakma, bir özeleştiri yapma alışkanlığımız yok. Varsa yoksa dışımızdakiler.

Bütün dünya oturmuş, bizi nasıl böleceklerini, parçalayacaklarını, yükselişimizi nasıl önleyeceklerini düşünüyor, bu konuda planlar yapıyor. Dünyanın merkezinde biz varız. Herkesin tek derdi biziz. 

Bun anlayışın bir yansıması da ilim dünyasında, özellikle İslam ilimleriyle uğraşanlar arasında yaygın. Buna göre başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı oryantalizm ve oryantalistler, yani Doğu ve İslam üzerine araştırma yapan Batılı ilim adamları.

14 Mart, 2023

Çeviri nasıl bir şeydir?

Çeviri faaliyetinin nasıl bir şey olduğu konusunda okuduğum en açıklayıcı metinlerden birisi Prof Dr. Ömer Özsoy'a ait. Onun bir sempozyum nedeniyle sunduğu tebliğin giriş bölümündeki açıklamaları çeviri faaliyeti ve süreci konusunda oldukça önemli, isabetli ve "içeriden" değerlendirmeler gibi geldi bana. [1]

Ömer Özsoy, "Yeniden Kur'an Çevirisi Sorunu- Hangi Anlam?" başlıklı tebliğinin giriş bölümünde çeviri faaliyeti ile igili olarak şunları söylüyor (vurgular bana aittir):

"Herhangi bir metnin başka bir dile tercüme edilmesi, öncelikle söz konuşu metinle o metnin dilini bilmeyen potansiyel okurları arasında dil engelini ortadan kaldırmayı amaçlar. Bu nedenle, dilbilimciler çeviri faaliyetini birbirini anlamayan iki kişi arasında arabuluculuk yapmakla eşdeğer görmektedirler. Nitekim tercümanları diplomatik pasaportu olmayan arabulucular olarak da niteleyenler vardır.

Çeviri, bu arabuluculuk görevini çeviriye konu olan metni hedef okurun diline taşımak suretiyle gerçekleştirdiği için bu faaliyeti ev taşımaya, yani bir evin eşyalarını başka bir eve taşımak suretiyle yeni bir yaşam alanı oluşturmaya benzetebiliriz. Taşıma veya taşınma faaliyeti, eski evle yeni evin mimari özellikleri ve yapısal unsurları arasındaki benzerlik oranında kolay, farklılık oranında zor bir iştir. Eski evde gerekli ve yerli yerinde olan bazı eşyaları yeni

23 Şubat, 2023

Yorumlama Hakkının Gaspı

Her tercüme bir yorumdur. Her meal bir yorumdur, bir anlama çabası, anlama ve yorumlama faaliyetidir.

Her Müslüman kutsal kitabını anlamak ister. Ortada bir zaman farkı, kültür farkı ve dil farkı olduğuna göre, tercüme, meal ve tefsir bir zorunluluk olarak ortaya çıkar.

İslam'da kilise yoktur. Kilise, yani dinin yegâne resmi yorumunu, açıklamasını yapmaya yetkili bir kurum yoktur. 

Bunun yerine ulema yani İslam alimleri vardır ve bu alimler herhangi bir "kilise"ye mensup kişiler değildirler; kendi vicdanları ve muhakemeleriyle hareket eden, bağımsız karakterli insanlardır.

Tüm İslam alimleri Kur'an'ı ve Sünnet'i yorumlama ve bunları insanlara aktarma hak ve yetkisine sahiptir. Bunun için hiçbir yerden, hiçbir makamdan, hiçbir kişi veya kurumdan izin almaları gerekmez.

27 Nisan, 2019

Çeviriden vazgeçmek ister misiniz?

"Ben çevirmenim. Çevirmenin işi basittir. Ben size dünyayı getiririm. Bunu yapmak için hem o dünyayı hem sizin dünyanızı çok iyi bilmem gerekir. Yeteneklerim olmalı, engin bir malumatım olmalı. Ben size Japonya’yı, ben size Arjantin’i getirmezsem ve siz de yabancı dillerden herhangi birinde okuma alışkanlığına sahip değilseniz kendi sınırlarınız haricindeki hiçbir şeyi bilmeden yaşamak zorunda kalırsınız. Kendi içinize kapanırsınız. Başkalarının, ötekilerin neye benzediğini bilemeyeceğinizden kendinizin ne olduğunuzu, nasıl olduğunuzu bilemezsiniz. Ben bizi onlara taşırım, onları bize. Ticaretinizi, siyasetinizi benim üzerimden yürütürsünüz, savaş bittiğinde ilk beni ararsınız. Ben olmasam dünyada yapayalnızsınız. Yine de beğenmezsiniz beni, kolayca yok sayarsınız. İletişim sağlandığı sürece şeffafım, sağlanamazsa zılgıtı yerim, yerin dibine batırılırım, sadakatsiz, hain ilan edilirim."
Yazının tamamı için tıklayınız

Çevirmenin adı yok

"Yabancı bir dilden Türkçe’ye çeviri yapan bir çevirmenin Türkçe’ye ortalama bir Türk aydınından daha çok hakim olması ve bunun için de Türkçe’de çok kitap okumuş olması, yani yeterli bir kültür birikimine sahip olması gerekir. Ayrıca, çevirdiği konuya da yabancı olmamalı ve bilmediği konularda da bilenlere danışabilmelidir. Bir dili iyi bilmek çeviri yapmak için yeterli değil. Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra Türkiye’ye gelmiş, Almanca’yı iyi bilen, okuduğunu anlayan birçok kişinin, okuduğu bir metni herkesin anlayacağı bir şekilde çevirmekten aciz olduğu çok yaşanmış bir örnektir. Çeviri bize dünyayı gösteren bir pencereye, çevirmense bu pencerenin camına benzetilebilir. Nitelikli bir cam dışarıdaki manzaranın aynısını gösterir. Kötü bir camsa görüntüyü bulanık, gerçeğinden büyük ya da küçük, yahut çarpıtarak verir. Yani çevirmen kötü bir kitabı iyi hale getiremez, fakat iyi bir kitabı berbat edebilir."

Yazının tamamı için tıklayınız


Çevirmen kamyon şoförüdür

Aynı Yolun Yolcuları
"Çevirmenlik, kamyon şoförlüğüdür efendim. Dünyada birbirine bu kadar uzak görünüp bu kadar benzeyen iki meslek daha yoktur. Bir kere her şeyden önce her ikisi de yalnızdır işinde. Bir işi alırken görür işin sahibini bir de işi teslim ederken, kamyoncu da çevirmen de. İkisi de oturduğu yerden çalışır. Hem de ne oturmak. Bazen öyle bir anda farkına varır ki ne kadar zamandır orada oturduğunun, kaç saattir uyumadığının; işte o an bir kez daha yaklaştırır bu iki mesleği birbirine.
Çevirmen de kamyon şoförü de saatlerce gözünü ayırmadan bakar önünde uzayıp giden saatlere. Birinin ellerinin altında bir enigma gibi yatan klavye, diğerinin ise koca direksiyon gözlerini önlerine dikip seyrederler; biri yolu, biri monitörü."
Yazının tamamı için tıklayınız