Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Din etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Temmuz, 2025

Sonuna Kadar Tartışma

Şimdilerde biraz tavsamış olsa da bir dönem din adamlarının, ilahiyat hocalarının televizyonlarda tartışmaları oldukça revaçtaydı, ilgi çekiyordu. Dine, dinî konulara, dinî açıdan tartışmalı konulara, modern hayat ile İslam arasındaki ilişkilere, günümüzdeki İslami meselelere dair oldukça hararetli konuşmalar ve tartışmalar yapılıyordu. Bu kanalları en etkili şekilde kullananlardan birisi de sanırım merhum Yaşar Nuri Öztürk’tü.

Aslına bakılırsa televizyonun yaygınlaşması, tek kanallı, devlet televizyonlarının hakim olduğu yapıdan çok kanallı ve özel televizyonların yaygınlaştığı döneme geçilmesiyle birlikte, bu kanallar dinî cemaatler, tarikatlar, ilahiyat hocaları tarafından birer tebliğ aracı, tebliğ imkanı olarak görüldü.

23 Haziran, 2023

Devlet ve Hukuk

 

Mehmet Ocaktan Müslümanların devlet ve hukuk anlayışları konusunda Karar Gazetesinde art arda iki yazı yayımladı. Her iki yazıda değinilen hususların Müslüman toplumların geleceği açısından son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle söz konusu yazıların bazı bölümlerini aktarmayı yararlı buluyorum.

M. Ocaktan 19.06 2023 tarihindeki “Hukuksuzluğa cevaz veren hukukla kriz biter mi?” başlıklı yazısında, “... genel anlamda Müslüman toplumların ‘devlet tasavvuru’, evrensel hukuk normlarına dayalı bir ‘hukuk devleti’ anlayışıyla örtüşmemektedir” şeklindeki tespitinden sonra şunları söylüyor:

“...Ne yazık ki bu toplumu oluşturan farklı dini, ideolojik ya da kimliksel aidiyete mensup hemen bütün toplum kesimleri için insan hakları temeline dayalı ‘hukuk devleti’ anlayışı kesinlikle hayati bir ihtiyaç değildir. Çünkü Müslüman toplumlarda ‘siyasi meşruiyet’in kaynağı büyük ölçüde hukuk değil, devletin bekası için otoriteye itaati esas alan yaklaşımdır.

Maalesef yüzyıllar içinde Müslümanların siyaset felsefesindeki tavırları değişimci ekole göre değil, meşrulaştırıcı ekole göre şekillenmiştir.

02 Nisan, 2023

Üç Tarz-ı Tefhim: Kur’an’ı Anlamada Üç Yöntem (1)

1970’lerin ortalarından itibaren Kur’an’ı anlama çabalarına başlarken ilk okuduğumuz metinlerden birisi, Mevdudi’nin muhtemelen Tefhim’ul Kur’an adlı eserinden tercüme edilmiş “Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru” başlıklı nispeten kısa bir metindi. O zamanın basılmamış metinleri için kullanılan deyimiyle bir “teksir”di. 

Tefhim (anlaşılma) kelimesinin ilham kaynağı o nedenle bir anlamda Tefhim’ul Kur’an’a dayanıyor. 


Bu yazının başlığına ilham veren ikinci önemli metin ise Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset’idir. O metin de Türk siyasi hayatının anlaşılması açısından önemli bir yere sahiptir. 


Bu yazıya başlık olarak, bu iki metinden mülhem olarak Üç Tarz-ı Tefhim (Üç Anlama Yöntemi) adını verdim. 


Türkiye’de 1960’lara kadar tartışma daha çok genel bir İslam anlayışı etrafında cereyan ediyor, Kur’an’a özel vurgu yapan baskın bir eğilim, bir hareket veya anlayış görülmüyordu. 


Geleneksel İslam anlayışının hakim olduğu bu dönemde, halk İslam’ı ile ulemanın İslam’ı arasında çok önemli farklar vardı. 


19 Mart, 2023

Deprem kader mi? Görmez Hoca ile deprem üzerine

Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez 16 Mart 2023 tarihinde Haberürk'te M. Akif Ersoy'un konuğu oldu ve deprem olayının dini boyutu üzerine görüşlerini ortaya koydu.

Mehmet Görmez Hoca oldukça saygın bir İslam alimi. Sesi ve hitabeti çok güçlü, dolayısıyla konuşması da son derece etkili.

Benim gibi pek çok insanın Hoca'nın konuşmasını ilgiyle izlediğini düşünüyorum. 

Hoca'nın deprem bölgesini ziyaretleri sonucunda bu milletin birliği, hamiyetperverliği, fedakarlığı, millet olma bilinci, bizi biz yapan değerler vb. konulara dair tespitlerine gönülden katılıyorum. Onun bir insan, bir din adamı olarak ortaya koyduğu hassasiyeti takdirle izliyorum ve herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Konuşmanın çok yararlı olduğunu düşünüyorum, herkese de bu konuşmayı izlemelerini tavsiye ederim.

Bununla birlikte Hoca'nın deprem vesilesiyle dile getirdiği "dini" görüşlerden bazılarını tartışmaya değer buluyor ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. İşin bu tarafı önemli, zira deprem vesilesiyle, geleneksel kader anlayışı ile topyekûn dini söylem önemli bir sınav verdi ama kanaatimce bu sınavdan başarıyla çıkamadı. 

Ben mevcut dini söylemin günümüz insanına çok bir şey ifade etmediğine ve yeni bir dini söylemin gerekli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ilmine güvendiğimiz hocaların bu konularda neler söyledikleri, ne tür açılım getirdikleri önemlidir. Bu açıdan Hoca'nın durduğu yer, olayları izah şekli, klasik dini söyleme yaklaşımı bence çok önemli. 

16 Mart, 2023

Oryantalizm: Bütün kötülüklerin kaynağı

İlginç bir toplumuz. Sokaktaki insanımız da üniversitedeki hocamız da benzer şekilde düşünüyor: Başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı hep dışımızdakiler. Dönüp kendimize bakma, bir özeleştiri yapma alışkanlığımız yok. Varsa yoksa dışımızdakiler.

Bütün dünya oturmuş, bizi nasıl böleceklerini, parçalayacaklarını, yükselişimizi nasıl önleyeceklerini düşünüyor, bu konuda planlar yapıyor. Dünyanın merkezinde biz varız. Herkesin tek derdi biziz. 

Bun anlayışın bir yansıması da ilim dünyasında, özellikle İslam ilimleriyle uğraşanlar arasında yaygın. Buna göre başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı oryantalizm ve oryantalistler, yani Doğu ve İslam üzerine araştırma yapan Batılı ilim adamları.

21 Şubat, 2023

Deprem-kader ilişkisi

6 Şubat 2023 depremi nedeniyle, kader ve deprem ilişkisi üzerine çok şey söylendi, yazıldı. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, bu kadim tartışmaya bugünden bakan bir yazı yazdı Karar Gazetesinde.* Yazı bana ilginç geldi. Tabii ki bu tartışma devam ediyor, edecek, ama Çağrıcı bu yazısında önemli noktalara temas ediyor (vurgular bana aittir):

"Kader kelimesinin sözlük anlamı “ölçü”dür; Kur’an’da da bu anlamda geçer. Buna göre kavram, bilimsel yönden olduğu gibi itikadî yönden de şunu anlatır: Tabiatta hiçbir olay ölçüsüz, yani kuralsız, kanunsuz olarak tesadüfen, rastgele meydana gelmez. Evrende bütün oluşlar ve bozulmalar, her şey, Yüce Allah’ın zorunlu yasalarına tabidir. “O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Kuru yaş ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” (En‘âm suresi 6/59).

“O’nun bilgisi”, aynı zamanda O’nun yasasıdır; “kitap” da bu yasaların yazılı olduğu değişmez kayıttır. İşte bilim diliyle “doğa yasaları (tabiat kanunları)”, din diliyle Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı bulunan bu yasalardan başka bir şey değildir. Kadere uymak demek o yasalara uymak demektir; o yasaları bilmenin ve onlara göre yaşamanın yegâne yolu da bilimdir; gerisi safsatadır. Bilim yanılmaz; çünkü konusu ilâhî yasalardır; yanılan bizim “bilen” zihnimizdir. Kategorik olarak “Allah’ın yasasında (sünnetullah) asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın yasında asla bir sapma bulamazsın” (Fâtır 35/43). Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı olan “sünnetullah”, bilim dilindeki tabiat kanunlarının dinî dille ifadesinden ibarettir.

14 Şubat, 2023

Enkaz Altında Kalan Dini Söylem

 Türkiye tarihinin en büyük depremlerinden birini yaşadı. Ülke olarak yıkıldık. Hem madden hem de manen büyük acılar çektik. Yaraların sarılması kolay olmayacak. Uzunca bir süre bu acıyla ve bunun doğuracağı sıkıntılarla uğraşmamız gerekecek. 

Bu toprakların insanları pek çok acıyı, sıkıntıyı aşmayı bildi, bunu da aşacaktır inşallah.

Bu depremle birlikte pek çok şey enkaz altında kaldı. Bunlardan bir tanesi de klasik dini söylem.

Depremin niçin olduğuna ilişkin din adamları tarafından yapılan açıklamalar tartışma konusu oldu.

Kimisi "Allah depremle bu toplumu cezalandırdı" dedi. Bunlara göre "insanlar azdılar. Allah'a karşı geldiler, onun emir ve yasaklarını tanımaz oldular. Bina ve zina çoğaldı. Haksızlıklar arttı. Allah'ın yasakladığı ne varsa onlar gerçekleşti. Dolayısıyla Allah insanları cezalandırdı."

26 Haziran, 2020

Dine dair iki yorum...

İslam nedir, nasıl bir dindir? sorusuna muhatabınızın kim olduğuna bağlı olarak birden çok cevap alabilirsiniz. 

Bu cevaplar aslında bir anlamda İslam hakkındaki farklı yorumlardır ve tarihsel koşullardan etkilenmektedir.

Bu soruya verilecek ilk cevap, hatta en eski ve en yaygın cevap (yorum da diyebiliriz) geleneksel din anlayışına aittir.