12 Nisan, 2025
Doğru ve Yanlışları Belirleme Kurumu
03 Mart, 2024
Otuz İki Meyvenin En Tatlısı
Ne büyük sıkıntı ya Rabbi. Bildiğin işkence. Yüzlerce belki binlerce kitap içinden üç tanesini, otuz iki meyvenin en tatlısını seçeceksin. Kolay mı öyle?
Hangi kitabın ‘seni sen
yapmadaki etki derecesini’ nasıl ölçeceksin? Neyle ölçeceksin?
Zor durumdayım vesselam.
Ama nasıl anlatmalı? Hocam siz türkü seversiniz. Türkü diliyle anlatsam olur mu?
Allı turnam taş başını yol eder
Ördek gelir su başını göl eder
İki güzel pencereden el eder
Birin alsam biri intizar eder
Şimdi birini seçsem
ötekiler intizar etmeyecekler mi? Kitabın intizarı ne demek biliyor musunuz hocam?
Yine de şöyle bir
toparlamaya çalışsam hafızamı, acaba başarabilir miyim?
23 Haziran, 2023
Devlet ve Hukuk
Mehmet Ocaktan Müslümanların devlet
ve hukuk anlayışları konusunda Karar Gazetesinde art arda iki yazı yayımladı. Her
iki yazıda değinilen hususların Müslüman toplumların geleceği açısından son
derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle söz konusu yazıların bazı
bölümlerini aktarmayı yararlı buluyorum.
M. Ocaktan 19.06 2023 tarihindeki
“Hukuksuzluğa cevaz veren hukukla kriz biter mi?” başlıklı yazısında, “...
genel anlamda Müslüman toplumların ‘devlet tasavvuru’, evrensel
hukuk normlarına dayalı bir ‘hukuk devleti’ anlayışıyla
örtüşmemektedir” şeklindeki tespitinden sonra şunları söylüyor:
“...Ne yazık ki bu toplumu
oluşturan farklı dini, ideolojik ya da kimliksel aidiyete mensup hemen bütün
toplum kesimleri için insan hakları temeline dayalı ‘hukuk devleti’ anlayışı
kesinlikle hayati bir ihtiyaç değildir. Çünkü Müslüman toplumlarda ‘siyasi
meşruiyet’in kaynağı büyük ölçüde hukuk değil, devletin bekası için
otoriteye itaati esas alan yaklaşımdır.
Maalesef yüzyıllar içinde
Müslümanların siyaset felsefesindeki tavırları değişimci ekole göre değil,
meşrulaştırıcı ekole göre şekillenmiştir.
03 Nisan, 2023
Üç Tarz-ı Tefhim: Kur’an’ı Anlamada Üç Yöntem (2)
1960’ların başından itibaren yoğunlaşan tercüme faaliyetlerinin etkisi, giderek çeşitlenen İslami hareketler, İslami camianın ‘milliyetçi-muhafazakar’ tanımından ayrışarak İslamcı renginin öne çıkmaya başlaması ve 60’ların sonunda siyasal alanda da örgütlenerek boy göstermesi oldukça yeni, canlı ve renkli bir atmosferin oluşmasına yol açtı.
Bu tartışmaların yoğunlaşmasıyla, düşünsel alanda giderek billurlaşma, farklılaşma, geleneksel dini söyleme karşı cılız da olsa bazı itirazlar ve sorgulamalar ortaya çıkmaya başladı.
1970’lerin ortalarına gelindiğinde giderek Kur’an’ı merkeze alan ve geleneksel dini söyleme karşı sorgulayıcı tavırlarıyla öne çıkan bir eğilim de belirmeye başladı. Bu sürecin ayrıntıları üzerinde ayrıca durmak gerekiyor. Onu bir başka yazıya bırakarak, Kur’an’ı merkeze alan bu eğilim ve ardından gelişen Kur’an’ı anlama çabalarında izlenen yöntemler üzerinde duralım.
02 Nisan, 2023
Üç Tarz-ı Tefhim: Kur’an’ı Anlamada Üç Yöntem (1)
1970’lerin ortalarından itibaren Kur’an’ı anlama çabalarına başlarken ilk okuduğumuz metinlerden birisi, Mevdudi’nin muhtemelen Tefhim’ul Kur’an adlı eserinden tercüme edilmiş “Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru” başlıklı nispeten kısa bir metindi. O zamanın basılmamış metinleri için kullanılan deyimiyle bir “teksir”di.
Tefhim (anlaşılma) kelimesinin ilham kaynağı o nedenle bir anlamda Tefhim’ul Kur’an’a dayanıyor.
Bu yazının başlığına ilham veren ikinci önemli metin ise Yusuf Akçura’nın Üç Tarz-ı Siyaset’idir. O metin de Türk siyasi hayatının anlaşılması açısından önemli bir yere sahiptir.
Bu yazıya başlık olarak, bu iki metinden mülhem olarak Üç Tarz-ı Tefhim (Üç Anlama Yöntemi) adını verdim.
Türkiye’de 1960’lara kadar tartışma daha çok genel bir İslam anlayışı etrafında cereyan ediyor, Kur’an’a özel vurgu yapan baskın bir eğilim, bir hareket veya anlayış görülmüyordu.
Geleneksel İslam anlayışının hakim olduğu bu dönemde, halk İslam’ı ile ulemanın İslam’ı arasında çok önemli farklar vardı.
01 Nisan, 2023
Erkek egemen söylem
Son dönemlerde erkek egemen söylem konusunda çoğunlukla kadınlardan itirazlar geliyor.
Erkek egemen söylem hayatın her
alanına hakim durumda, dini söylem de bunun dışında değil.
Birkaç gün önce dinlediğim bir
online konferansta, ilahiyatçı bir kadın hocamız, “Matürüdi’de Kadın”
konulu bir sunum yaptı. Hocamız aslında başka bir konuda çalışıyormuş, ancak
her nasılsa Matüridi’nin kadın konusunu nasıl ele aldığını merak etmiş.
Anladığım kadarıyla gelenekçi
dini söylemin kadın konusunda söylediklerini yeterli bulmayan, hatta bu
söylemden rahatsızlık duyan, bununla birlikte şu veya bu sebeple geleneksel anlayışın dışında denilebilecek görüşlere de yaklaşamayan veya öyle görülmekten çekinen
ancak yine de geleneksel söylemin içinde kalarak daha iyi bir cevap bulabilme
ümidiyle hareket eden pek çok kişi gibi bu kadın hocamız da bir ümitle
Matüridi’ye sarılma ihtiyacı duymuş.
31 Mart, 2023
İnsan Allah'ın kulu mu halifesi mi?
Kur'an'a
göre insan ile Allah arasındaki ilişki Tanrı-kul ilişkisidir. Bu İslam'ın en
temel kabullerindendir. Yani yüce bir Yaratıcı, tek bir tanrı vardır, insan da
onun kuludur. Buna dair pek çok ayet vardır:
Kullarım sana beni
sorduklarında, ben onlara yakınım... (Bakara/186).
Allah’ın
kulları için çıkardığı nimetleri haram sayan kimdir? (Araf/32).
Ben
kullarıma zulmetmem (Kaf/29).
O
Kuluna Furkan’ı indirdi, alemlere uyarı olsun diye. (Furkan/1).
Kuluna (Muhammed’e)
Kitabı indiren Allah’a hamdolsun. (Kehf/1).
Sadece
Hz. Muhammed değil, önceki peygamberlerden söz edilirken de onların Allah’ın
kulları oldukları vurgulanmaktadır. (Örnekler: İsa (Meryem/19; Zuhruf 59),
Nuh (Meryem/3), Zekeriya (Meryem/2), Davud (Sad/17), Süleyman (Sad/30), Eyyub
(Sad/41).
19 Mart, 2023
Deprem kader mi? Görmez Hoca ile deprem üzerine
Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez 16 Mart 2023 tarihinde Haberürk'te M. Akif Ersoy'un konuğu oldu ve deprem olayının dini boyutu üzerine görüşlerini ortaya koydu.
Mehmet Görmez Hoca oldukça saygın bir İslam alimi. Sesi ve hitabeti çok güçlü, dolayısıyla konuşması da son derece etkili.
Benim gibi pek çok insanın Hoca'nın konuşmasını ilgiyle izlediğini düşünüyorum.
Hoca'nın deprem bölgesini ziyaretleri sonucunda bu milletin birliği, hamiyetperverliği, fedakarlığı, millet olma bilinci, bizi biz yapan değerler vb. konulara dair tespitlerine gönülden katılıyorum. Onun bir insan, bir din adamı olarak ortaya koyduğu hassasiyeti takdirle izliyorum ve herkese örnek olmasını temenni ediyorum. Konuşmanın çok yararlı olduğunu düşünüyorum, herkese de bu konuşmayı izlemelerini tavsiye ederim.
Bununla birlikte Hoca'nın deprem vesilesiyle dile getirdiği "dini" görüşlerden bazılarını tartışmaya değer buluyor ve üzerinde düşünülmesi gerektiğine inanıyorum. İşin bu tarafı önemli, zira deprem vesilesiyle, geleneksel kader anlayışı ile topyekûn dini söylem önemli bir sınav verdi ama kanaatimce bu sınavdan başarıyla çıkamadı.
Ben mevcut dini söylemin günümüz insanına çok bir şey ifade etmediğine ve yeni bir dini söylemin gerekli olduğuna inanıyorum. Bu nedenle ilmine güvendiğimiz hocaların bu konularda neler söyledikleri, ne tür açılım getirdikleri önemlidir. Bu açıdan Hoca'nın durduğu yer, olayları izah şekli, klasik dini söyleme yaklaşımı bence çok önemli.
16 Mart, 2023
Oryantalizm: Bütün kötülüklerin kaynağı
İlginç bir toplumuz. Sokaktaki insanımız da üniversitedeki hocamız da benzer şekilde düşünüyor: Başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı hep dışımızdakiler. Dönüp kendimize bakma, bir özeleştiri yapma alışkanlığımız yok. Varsa yoksa dışımızdakiler.
Bütün dünya oturmuş, bizi nasıl böleceklerini, parçalayacaklarını, yükselişimizi nasıl önleyeceklerini düşünüyor, bu konuda planlar yapıyor. Dünyanın merkezinde biz varız. Herkesin tek derdi biziz.
Bun anlayışın bir yansıması da ilim dünyasında, özellikle İslam ilimleriyle uğraşanlar arasında yaygın. Buna göre başımıza gelen bütün kötülüklerin kaynağı oryantalizm ve oryantalistler, yani Doğu ve İslam üzerine araştırma yapan Batılı ilim adamları.
23 Şubat, 2023
Yorumlama Hakkının Gaspı
Her tercüme bir yorumdur. Her meal bir yorumdur, bir anlama çabası, anlama ve yorumlama faaliyetidir.
Her Müslüman kutsal kitabını anlamak ister. Ortada bir zaman farkı, kültür farkı ve dil farkı olduğuna göre, tercüme, meal ve tefsir bir zorunluluk olarak ortaya çıkar.
İslam'da kilise yoktur. Kilise, yani dinin yegâne resmi yorumunu, açıklamasını yapmaya yetkili bir kurum yoktur.
Bunun yerine ulema yani İslam alimleri vardır ve bu alimler herhangi bir "kilise"ye mensup kişiler değildirler; kendi vicdanları ve muhakemeleriyle hareket eden, bağımsız karakterli insanlardır.
Tüm İslam alimleri Kur'an'ı ve Sünnet'i yorumlama ve bunları insanlara aktarma hak ve yetkisine sahiptir. Bunun için hiçbir yerden, hiçbir makamdan, hiçbir kişi veya kurumdan izin almaları gerekmez.
21 Şubat, 2023
Deprem-kader ilişkisi
6 Şubat 2023 depremi nedeniyle, kader ve deprem ilişkisi üzerine çok şey söylendi, yazıldı. Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, bu kadim tartışmaya bugünden bakan bir yazı yazdı Karar Gazetesinde.* Yazı bana ilginç geldi. Tabii ki bu tartışma devam ediyor, edecek, ama Çağrıcı bu yazısında önemli noktalara temas ediyor (vurgular bana aittir):
"Kader kelimesinin sözlük anlamı “ölçü”dür; Kur’an’da da bu anlamda geçer. Buna göre kavram, bilimsel yönden olduğu gibi itikadî yönden de şunu anlatır: Tabiatta hiçbir olay ölçüsüz, yani kuralsız, kanunsuz olarak tesadüfen, rastgele meydana gelmez. Evrende bütün oluşlar ve bozulmalar, her şey, Yüce Allah’ın zorunlu yasalarına tabidir. “O’nun bilgisi dışında bir yaprak bile düşmez. Kuru yaş ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır” (En‘âm suresi 6/59).
“O’nun bilgisi”, aynı zamanda O’nun yasasıdır; “kitap” da bu yasaların yazılı olduğu değişmez kayıttır. İşte bilim diliyle “doğa yasaları (tabiat kanunları)”, din diliyle Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı bulunan bu yasalardan başka bir şey değildir. Kadere uymak demek o yasalara uymak demektir; o yasaları bilmenin ve onlara göre yaşamanın yegâne yolu da bilimdir; gerisi safsatadır. Bilim yanılmaz; çünkü konusu ilâhî yasalardır; yanılan bizim “bilen” zihnimizdir. Kategorik olarak “Allah’ın yasasında (sünnetullah) asla bir değişme bulamazsın, Allah’ın yasında asla bir sapma bulamazsın” (Fâtır 35/43). Allah’ın “ilim kitabı”nda yazılı olan “sünnetullah”, bilim dilindeki tabiat kanunlarının dinî dille ifadesinden ibarettir.
20 Şubat, 2023
İnsanlığın Birikimi
Medeniyet insanoğlunun uzun çabaları sonunda ortaya çıkmıştır. Dünyanın çeşitli yerlerindeki insan topluluklarının birikimlerinin toplamıdır medeniyet.
Bu birikim aşama aşama gelişmiş, her millet, her din, her toplum sırası geldiğinde kendince bu birikime katkıda bulunmuş ve insanlık bugünkü birikim seviyesine ulaşmıştır.
Bu birikimde, Mezopotamya'nın, eski Mısır ve Yunan'ın, Roma'nın, Yahudiliğin, Hristiyanlığın, İslam'ın, Çin'in, Hind'in, Doğunun ve Batının ve daha sayılamayacak kadar çok toplum ve toplulukların katkıları vardır. Hepsi bir öncekinden öğrendikleri üzerine yeni şeyler eklemiş ve insanlığın birikimi oluşmuştur.
Tevhid üzerine
Kelime ve kavramları bozmakta üstümüze yok. Pek çok İslami kelime ve kavram maalesef bu furyanın kurbanı oldu. Kur'an'da geçen kelimeleri alıp, içini ilgili ilgisiz pek çok şeyle doldurmak, kafamızdaki düşünceleri o kelime ve kavramları kullanarak Kur'ani bir kılıfa büründürmek moda oldu.
Tevhid kelimesi de maalesef bu furyadan ve modadan nasibini almıştır.
İslam tarihi boyunca ve özellikle de son 50-60 yılda bu kelime Kur'ani bağlamından önemli ölçüde kopartıldı ve kelimeye bağlamından kopuk pek çok anlamlar yüklendi.
Tevhid kelime anlamı itibariyle "birleme" demektir. İhlas Suresinin "De ki, o Allah birdir" şeklindeki 1. ayeti bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Tevhid Allah'ın birliğine işaret eder.
Neden?
14 Şubat, 2023
Enkaz Altında Kalan Dini Söylem
Türkiye tarihinin en büyük depremlerinden birini yaşadı. Ülke olarak yıkıldık. Hem madden hem de manen büyük acılar çektik. Yaraların sarılması kolay olmayacak. Uzunca bir süre bu acıyla ve bunun doğuracağı sıkıntılarla uğraşmamız gerekecek.
Bu toprakların insanları pek çok acıyı, sıkıntıyı aşmayı bildi, bunu da aşacaktır inşallah.
Bu depremle birlikte pek çok şey enkaz altında kaldı. Bunlardan bir tanesi de klasik dini söylem.
Depremin niçin olduğuna ilişkin din adamları tarafından yapılan açıklamalar tartışma konusu oldu.
Kimisi "Allah depremle bu toplumu cezalandırdı" dedi. Bunlara göre "insanlar azdılar. Allah'a karşı geldiler, onun emir ve yasaklarını tanımaz oldular. Bina ve zina çoğaldı. Haksızlıklar arttı. Allah'ın yasakladığı ne varsa onlar gerçekleşti. Dolayısıyla Allah insanları cezalandırdı."
05 Şubat, 2023
Bedevilik
Resullullah (a.s.)’ın Medine’deki yaklaşık on yıllık mücadelesi içinde uğraştığı sorunlardan birisi de bedevileri medenileştirme meselesidir.
Medine şehir demektir, medeni
de şehirli anlamına gelir. Yani medeniyetin temelinde de şehir ve
şehirli vardır.
Batı literatüründe de medeniyet karşılığında
kullanılan ‘civilization’ kelimesi de ‘civil’ ve ‘citizen’
kelimeleriyle ilişkilendirilir. Yani kökeninde şehir/kent ve kentli vardır
medeniyetin.
Medeniyet ancak şehirlerde doğup gelişebilir. Köylü
toplumunun ve bedevi toplumun, orada kaldığı müddetçe ve o zihin yapısıyla bir
medeniyet ortaya koyabilmesi mümkün görünmemektedir.
19 Ekim, 2021
Zor bir seçim
Kopyala-Yapıştır
"Kopyala-Yapıştır" (copy-paste) uygulaması bilgisayarın yaygınlaşmasıyla hayatımıza girdi.
Yazı yazarken, bir araştırma yaparken ya da herhangi bir konuda bir çalışma yaparken büyük kolaylık sağlayan bir uygulama.
Ne var ki toplumsal olayları yorumlarken zaman zaman buna benzer uygulama girişimleriyle karşılaşıyoruz.
Oysa toplumsal olaylarda "kopyala-yapıştır" imkanı yok.
31 Ocak, 2021
Kur’an’da Ticari-Teolojik Terimler
“ Kur’an’da Ticari-Teolojik Terimler” Charles C. Torrey’in 1892 yılında Strazburg Üniversitesi’ndeki doktora tezi. Yaklaşık 50 sayfalık bu çalışma aynı yıl Leyden-Brill tarafından yayımlanmış.
Çalışma şu açıdan önemli: Bu kitap İslam iktisadına dair yapılan çalışmalarda öncelikle atıfta bulunulan eserlerin başında geliyor.
Aslına bakılırsa kitap doğrudan Kur’an-iktisat ilişkisi üzerine yapılmış bir çalışma değil. Bununla birlikte dolaylı da olsa modern dönemlerde Kur’an’daki ticari terimler üzerine yapılmış ilk çalışmalardan olması hasebiyle ilgi çekmiştir.
Çalışma iktisattan ziyade ilahiyatla ilgili. İslam ilahiyatının ticari terimlerle ilişkisi kitabın ana konusunu oluşturuyor.