25 Mayıs, 2020

Kur'an'daki peygamber

Yine bizim neslin anlayamadığı hususlardan bir örnek...

Son 50-60 yılda egemen olan anlayışa göre geleneksel "peygamber" anlayışı ile Kur'an'daki peygamber anlayışı arasında bazı farklar var. 

Bu anlayışa göre, Kur'an'da ortaya konulan peygamber "ben de sizin gibi bir beşerim, ancak bana ilahınızın bir tek ilah olduğu vahyediliyor" (Fussilet/6; Kehf/110) diyen bir peygamber. Kendisinden mucize talep edenlere karşı çıkan bir peygamber.

Anlamadan okumak

"Marfa İgnatyevna'nın söylediğine göre kocası, çocuğu mezara bırakalı beri kendini daha çok "dine vermiş", çoğu zaman kendi kendine, sessizce, her seferinde gümüş çerçeveli iri, yuvarlak gözlüğünü takarak Çetyi Minei* okumaya başlamıştı. Yüksek sesle ender olarak, ancak Büyük Perhiz ayında okurdu. Eyübün Kitabını severdi; bir yerden kutsal Peder Suriyeli İsak'ın hikmetleriyle vaazlarını bulmuştu. Bunları yıllardır, ısrarla, herhalde hiçbir şey anlamadan okuyor ve belki de bu yüzden kitabı büsbütün seviyor, değer veriyordu" (Dostoyevski, Karamazov Kardeşler, İstanbul, 2007, s. 120. Son cümledeki vurgu bana aittir. SK).

Bizim neslin ömrünün önemli bir bölümünde Kur'an'ın anlaşılmasına ilişkin çabalar, çalışmalar ağırlık kazanır. 

24 Mayıs, 2020

Kelimelerin kökeni

17 Mayıs 2020

Kelimelerin kökeni

Kur'an çalışmalarında sıkça rastlanan yöntemlerden biri bu. Kelimelerin sözlüklerdeki anlamlarını sıralamak ve buradan bir sonuca ulaşmaya çalışmak. Bu mutlaka yapılması gereken bir çalışma hiç kuşkusuz. 

Ne var ki bu tür çalışmalarda bazen bir kaosa da sürüklenebiliyoruz. Birbirinden çok farklı anlamları bir potada eritmek mümkün olamıyor. 

Akıl kelimesi

21 Mayıs 2020

"Akıl" kelimesi

 Kur'an'da "akıl" kelimesi isim olarak geçmiyor, kelime tarif de edilmiyor, zira tarifi gerektirecek bir durum yok. Muhataplar neyin kasdedildiğini anlıyorlar. "Akletmek" şeklindeki fiil (عقل='aḳale) ise 49 yerde geçiyor.

Bu kullanımların çoğunda "akletmiyor musunuz?" "aklınızı kullanmıyor musunuz? vb. şeklinde kullanımlara rastlanmaktadır.

09 Ocak, 2020

Şirazlı Türk Güzeli

İnternette son zamanlarda dolaşan kısa bir İran filmi var. Bir buçuk dakikalık bu film ödül de kazanmış. Ne söylediğini anlamasanız da filmi izlediğinizde mesajı anlayabiliyorsunuz. Bazen mesajı anlamak için dil bilmek bile gerekmiyor. Tıpkı Gönül Yarası'nda  Dünya’nın “bu türküyü anlamak için Kütçe bilmek mi gerekir ağabey?” demesi gibi. 

Film kısaca şöyle: 

Yaşlı bir adam ve eşi yoğun bir trafikte arabada gidiyorlar. Kadının kucağında çiçek var. Belli ki adam eşine çiçek vermiş. Adam bu arada kadına bir şeyler söylüyor. Şiir gibi bir şey. Kadın adamı ikaz eden bir şeyler söylüyor. Adam arabayı durduruyor ve o söylediklerini tekrarlamaya çalışıyor. O arada yandaki arabada tartışan iki genç (muhtemelen karı koca) dikkatlerini çekiyor. Yine bu arada bir çocuk gelip adamdan bir şeyler istiyor. Adam da veriyor. Sonra çocuğu çağırıp eşinin kucağındaki çiçeği yandaki arabada tartışan çifte vermesini istiyor. Çocuk da çiçeği alıp tartışmakta olan çifte veriyor. Yaşlı adam ve tartışmakta olan adam göz göze geliyorlar. Tartışan çift mesajı almış oluyor. 

01 Ocak, 2020

Hüzün ve Coşku

1 Ocak 2020 İstanbul

Yazacak ne çok şey var. 

Bu aslında bir hüznün hikayesi. Acının, yenilginin. Dert ve ızdırabın. 
Nerden başlamalı bilmiyorum.
Anlayan birisi çıkar mı Allah bilir. Bir işe yarar mı ondan da kuşkuluyum. Yıllar sonra belki biri okur ve kendi hayatıyla bir paralellik kurar. İşte bu benim hikayem, bizim hikayemiz diyebilir. Bilmiyorum.

Bir anlamda bu bir coşkunun da hikayesi. Müthiş hazların, sevinçlerin, mutlulukların. 

27 Nisan, 2019

Çeviriden vazgeçmek ister misiniz?

"Ben çevirmenim. Çevirmenin işi basittir. Ben size dünyayı getiririm. Bunu yapmak için hem o dünyayı hem sizin dünyanızı çok iyi bilmem gerekir. Yeteneklerim olmalı, engin bir malumatım olmalı. Ben size Japonya’yı, ben size Arjantin’i getirmezsem ve siz de yabancı dillerden herhangi birinde okuma alışkanlığına sahip değilseniz kendi sınırlarınız haricindeki hiçbir şeyi bilmeden yaşamak zorunda kalırsınız. Kendi içinize kapanırsınız. Başkalarının, ötekilerin neye benzediğini bilemeyeceğinizden kendinizin ne olduğunuzu, nasıl olduğunuzu bilemezsiniz. Ben bizi onlara taşırım, onları bize. Ticaretinizi, siyasetinizi benim üzerimden yürütürsünüz, savaş bittiğinde ilk beni ararsınız. Ben olmasam dünyada yapayalnızsınız. Yine de beğenmezsiniz beni, kolayca yok sayarsınız. İletişim sağlandığı sürece şeffafım, sağlanamazsa zılgıtı yerim, yerin dibine batırılırım, sadakatsiz, hain ilan edilirim."
Yazının tamamı için tıklayınız

Çevirmenin adı yok

"Yabancı bir dilden Türkçe’ye çeviri yapan bir çevirmenin Türkçe’ye ortalama bir Türk aydınından daha çok hakim olması ve bunun için de Türkçe’de çok kitap okumuş olması, yani yeterli bir kültür birikimine sahip olması gerekir. Ayrıca, çevirdiği konuya da yabancı olmamalı ve bilmediği konularda da bilenlere danışabilmelidir. Bir dili iyi bilmek çeviri yapmak için yeterli değil. Almanya’da uzun yıllar çalıştıktan sonra Türkiye’ye gelmiş, Almanca’yı iyi bilen, okuduğunu anlayan birçok kişinin, okuduğu bir metni herkesin anlayacağı bir şekilde çevirmekten aciz olduğu çok yaşanmış bir örnektir. Çeviri bize dünyayı gösteren bir pencereye, çevirmense bu pencerenin camına benzetilebilir. Nitelikli bir cam dışarıdaki manzaranın aynısını gösterir. Kötü bir camsa görüntüyü bulanık, gerçeğinden büyük ya da küçük, yahut çarpıtarak verir. Yani çevirmen kötü bir kitabı iyi hale getiremez, fakat iyi bir kitabı berbat edebilir."

Yazının tamamı için tıklayınız


Çevirmen kamyon şoförüdür

Aynı Yolun Yolcuları
"Çevirmenlik, kamyon şoförlüğüdür efendim. Dünyada birbirine bu kadar uzak görünüp bu kadar benzeyen iki meslek daha yoktur. Bir kere her şeyden önce her ikisi de yalnızdır işinde. Bir işi alırken görür işin sahibini bir de işi teslim ederken, kamyoncu da çevirmen de. İkisi de oturduğu yerden çalışır. Hem de ne oturmak. Bazen öyle bir anda farkına varır ki ne kadar zamandır orada oturduğunun, kaç saattir uyumadığının; işte o an bir kez daha yaklaştırır bu iki mesleği birbirine.
Çevirmen de kamyon şoförü de saatlerce gözünü ayırmadan bakar önünde uzayıp giden saatlere. Birinin ellerinin altında bir enigma gibi yatan klavye, diğerinin ise koca direksiyon gözlerini önlerine dikip seyrederler; biri yolu, biri monitörü."
Yazının tamamı için tıklayınız

21 Nisan, 2019

İslam İktisadına Dair İlk Çalışmalar



Modern dönem İslam dünyasında ilk “iktisat” metinleri

Modern anlamda iktisat biliminin tarihi çok eski değildir. Kimileri onu merkantilistlerle başlatır, ama ağırlıklı görüş modern iktisat anlayışı Adam Smith’in “The Wealth of Nations” (Milletlerin Zenginliği) adlı eserinin yayımlanmasıyla, yani 1776 tarihinde başlar. Dolayısıyla modern iktisat düşüncesinin tarihi üç yüz yılı aşkın bir süredir denilebilir.

Modern İslam düşüncesinde ise “iktisat” kavramına ya da “İslam iktisadı”na dair yazılar oldukça yenidir.

05 Mart, 2019

Batıda Kur'an Çalışmaları- Sale'in Kur'an tercümesi




İngilizcedeki Kur’an tercümelerinin en eskilerinden birisi George Sale (1697-1736) tarafından 1734 yılında (ölümünden iki yıl önce) 4 cilt halinde yayınlanmıştır: The Korân Translated into English from the original Arabic (Kur’an:Arapça aslından İngilizceye tercüme edilmiştir).

Bu tercümenin daha sonraki baskılarından birisine Sir Edward Denison Ross[1] tarafından bir önsöz yazılmış, bu önsözde Batı’daki Kur’an tercümeleri ve özellikle de Sale’in çalışması konusunda önemli bilgilere yer verilmiştir.

26 Mart, 2018

Batı'da Kur'an Çalışmaları-Geiger'den Neuwirth'e


Kanada Victoria Üniversitesi öğretim üyelerinden Andrew Rippin (1950-2016) erken sayılabilecek bir yaşta (66 yaşında) vefat eden, 20. Yüzyılın son çeyreğinden itibaren özellikle Kur’an çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çeken Kanadalı İslam araştırmacılarından birisi. 

Rippin hocası John Wansbrough’un kitabına (Qur’anic Studies) yazdığı bir takdim yazısında Batı’daki Kur’an çalışmalarıyla ilgili önemli hususlara değinmektedir.

Rippin’e göre Kur’an’la ilgili akademik çalışmalar, Kitabı-ı Mukaddes (Tevrat, İncil) üzerine yapılan akademik nitelikteki çalışmaların maalesef çok çok gerisindedir. Kur’an üzerine çalışanlar açısından hem sunulan kaynaklar hem de çalışmaların derinlik ve muhtevaları diğerleriyle karşılaştırılamayacak kadar sınırlıdır. Kitabı Mukaddes’e dair çalışmalar hacim itibariyle de Kur’an çalışmalarının birkaç katından fazladır.

19 Mart, 2018

Kur'an'ı Keşfetmek

Kur'an'ı Keşfetmek (Discovering the Qur'an), Neal Robinson, Çeviren: Süleyman Kalkan, KURAMER Yay., Şubat 2018.
Günümüz Batı dünyasında İslam ve Kur’an merkezli ilmî çalışmalarıyla tanınan İngiliz araştırmacı Neal Robinson bu eserinde klasik yaklaşımların aksine Kur’an’ı sadece yazılı bir metin olarak ele almamakta, Müslümanların gündelik hayatlarında Kur’an’ın yeri ve önemi üzerinde durmaktadır. Birçok Batılı araştırmacıya karmaşık, insicamsız ve dağınık gelen Kur’an’ın aslında çok daha insicamlı, ayet ve pasajların birbirleriyle uyumlu ve bağlantılı, surelerin baştan sona büyük bir ahenk ve uyuma sahip olduğunu, ancak bunların tercümelerde [meallerde] çoğu kere gözden kaçtığını veya gerektiği gibi ortaya konamadığını anlatmaktadır. Kur’an’daki ahenk ve insicamın sadece konu/tema açısından değil, ses, kafiye, seci ve kullanılan kelimeler açısından da bütünlük arz ettiğini ifade eden Robinson, bütün bunları ortaya koymak amacıyla sureler özelinde analitik çalışmalar da yapmıştır.

26 Şubat, 2018

Richard Bell'i Yeniden Okumak




Richard Bell’in “The Origin of Islam in its Christian Environment” adlı eseri Batılı müsteşriklerce yapılan çalışmaların en önemlilerinden birisi. Fazlur Rahman, “bu kitaptaki pek çok tezin sorgulanabileceğini ancak ilmi bir çalışma olduğunun kabul edilmesi gerektiğini” belirtmektedir.[1]

Kitap 1926 yılında yayınlanmış ve Bell’in 1925 yılında Gunning Vakfı’nda verdiği derslerin kitap haline getirilmesi suretiyle oluşturulmuş.

Bell kitabında İslam’ın Hrıstiyanlıkla ilişkisini ortaya koymaya çalışıyor.

Bell’e göre 7. yüzyıldaki Hristiyanlık “dejenere bir dindi.” İslam’ın zaferi bu “dejenere Hristiyanlık” karşısında vuku bulmuştu.

Kitabın ilk bölümü “Doğu Kilisesi ve Arabistan’ın Çevresindeki Hristiyani Ortam” başlığını taşıyor.

Bu yazıda, kitabın 1. Bölümünde ele alınan hususları aktarmaya ve yeri geldikçe de onlarla ilgili değerlendirmelerimi [köşeli parantez içinde] sunmaya çalışacağım.

17 Temmuz, 2017

Kafa karışıklığı


Faizin ne olduğu, hangi işlemlerin faiz olduğu, faizin kapsamı vb. konular İslami finansın ana tartışma konularıdır.  

Daha çok İslami gelenekten gelen ve bankacılık ve finans uygulamalarına yabancı olanlar teknik olarak faizin ve faizli işlemlerin neler olduğu, faizin nasıl hesaplandığı, faiz sisteminin, bankaların ve finans kuruluşlarının nasıl çalıştığı konularında bir kafa karışıklığı yaşamaktadırlar.

Faiz mekanizmasının nasıl çalıştığını anlamayınca, oldukça garip değerlendirmeler ve sonuçlar ortaya çıkabilmektedir.

10 Temmuz, 2017

Doğu'da Seyahat


Doğu’da Seyahat, Gérard de Nerval, Türkçesi: Selahattin Hilav, Yapı Kredi Yay. , İstanbul, 2004

Gérard de Nerval 1808’de doğmuş olan bir Fransız şair. 1843’te Doğu seyahatine çıkmış. 1 Ocak’ta Marsilya’dan başlamış, Malta, Mısır, Suriye, Kıbrıs, İstanbul ve Napoli’den sonra Aralık ayında yeniden Marsilya’ya dönmüş. Bu seyahate ilişkin olarak yazdığı Voyage en Orient (Doğu’da Seyahat) adlı eseri 1851’de yayımlanmış. 1841’den başlayarak birkaç kez sinir krizleri geçiren ve akıl hastanesinde tedavi gören şair, 26 Ocak 1855’te Paris’te ölü olarak bulunmuş.

06 Temmuz, 2017

İslami İktisat


İslami İktisat, Değerler ve Modernleşme Üzerine, Sabri ORMAN, İnsan Yay., İstanbul, 2014

İslami İktisat, Değerler ve Modernleşme Üzerine adlı eser esas itibariyle Sabri Orman Hoca’nın muhtelif tarihlerdeki yazılarının bir araya getirilmesinden oluşmuş. Bunlara daha önce yayınlanmamış olan birinci bölüm eklenmiş. Önemli bir çalışma.

Sabri Orman İslam İktisadı ya da kendi deyimiyle İslami İktisat üzerine düşünen, yazan, eserler ortaya koyan bir bilim adamı. Onun bu alandaki çabalarının takdir edilmesi gerektiği görüşündeyim, zira mesele üzerine ciddi olarak düşünerek özgün bir şeyler ortaya koymaya çalışmaktadır.

05 Temmuz, 2017

Faiz mi Borçlanma mı?


Bir an heyecanlandım, zira uzun süredir Kur’an’daki riba (faiz) yasağının hikmetlerini, sebeplerini anlamaya çalışıyordum. Bu sefer cevabı buldum diye düşündüm.

Sabri Orman Hoca önemli bir iktisatçı. Sadece iktisatçı değil, kendi deyimiyle "İslami İktisat" konusunda önemli çalışmalara imza atmış olan bir bilim adamı. 

09 Haziran, 2017

Dinî Metinlerde Yazım Karmaşası

Bugün Türkçe dinî metinler, yazım kuralları açısından tam bir karmaşa içindedir.

Bu metinler yaygın, kabul edilmiş ve yerleşmiş diyebileceğimiz Türkçe yazım kurallarından önemli ölçüde farklılık arz ettiği gibi, kendi aralarında da insicam ve tutarlılıktan yoksundur. Aynı yayınevi tarafından basılan eserler arasında bir yeknesaklık olmadığı gibi, aynı yazarın farklı kitapları arasında hatta aynı kitabı içinde bile kelimelerin yazımında bir standardın olmadığı gözlenmektedir. Konuyla ilgili birkaç örnek yeterli olacaktır:

19 Aralık, 2016

Hadislerde Riba


Riba konusundaki tartışmanın önemli dayanaklarından birisi de bu konudaki hadislerdir. Konuya ilişkin hadisler iki ana gruba ayrılabilir. Bunlardan birincisi ribayı yeren, diğeri ise ribanın mahiyetine ilişkin hadislerdir.

Ribanın mahiyeti konusundaki hadisler konumuz açısından büyük önem arz etmektedir. Öncelikle bu hadisleri nakledelim:

Altı eşya hadisi:

Müslim’de yer alan bir hadise göre, Ebu Said el-Hudri Resulullah’tan şöyle rivayet etmiştir:

01 Aralık, 2016

Kur'an'da Riba


Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Kur’an ‘riba’yı kesinlikle yasaklamıştır. Bunda hiç tereddüt yoktur. Bu konuda Kur’an’ın emirleri çok nettir. Bu konudaki Kur’an ayetleri, nüzul sırasına göre, aşağıda verilmiştir. Öncelikle bunları inceleyelim: Riba ile ilgili olarak nüzûl sırasına göre ilk inen ayet şudur:

İnsanların mallarından artsın diye verdiğiniz riba Allah katında artmaz. Ama Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte kat kat arttıranlar onlardır (Rum Suresi 30/39).

27 Kasım, 2016

İslamiyet ve Kapitalizm



İSLAMİYET VE KAPİTALİZM 
Maxime RODINSON, Türkçesi: Orhan SUDA, Gün Yayınları, İstanbul,1969.

Kitap şu bakımdan ilginç: 1969’larda, İslam Ekonomisi ya da İslam ve Ekonomi bağlantısı konusunda yayınlanmış dikkate değer ölçüde eser sayısı yok denecek kadar az. O nedenle, o tarihler için böyle bir içerik, kapsam ve vukufiyet gerçekten ilginç. O tarihte İslami kesimde bu kitabı anlayabilecek kişi sayısı bile muhtemelen çok azdı. Kitap bugün için de İslam ve Kapitalizm ilişkisi açısından en önemli eserlerden biri olma özelliğini koruyor.

23 Kasım, 2016

Turnanın Günlüğü

BURDA GÖRDÜM ONLARI










İnanmayacaksınız ama geçen gün onları burada gördüm. İnanamadım kulaklarıma, yükseklerden uçuyordum, pırıl pırıl bir gündü, kendi kendime türküler mırıldanıyordum, o Anadolu insanının biz turnalar için söyledikleri türküleri. Birden aşina bir ses geldi kulağıma. Yanıldığımı düşündüm bir an. Bu Anadolu’nun sesiydi. Bu bizim bildiğimiz türkülerdendi.

Bülbülüm altın kafeste,
Öter aheste aheste
Ötme bülbül yarim hasta
Ben sana dayanamam yarim,
Ben sana güvenemem

18 Kasım, 2016

Salı Dersleri


Birlikte Kur’an’ı Anlama Çabası











Salı derslerinin esasını Ankara'da bir araya gelen bir avuç Anadolu insanının Kur'an’ı anlama çabaları oluşturur. Birlikte Kur'an okumak ve birlikte anlamaya çalışmak...

Salı dersleri, oraya gelen herkes için bir huzur saatidir. Günün yorgunluğunu atmadır, yeni bir dünyaya açılmadır. Bir keşif ameliyesidir, uzun soluklu, keyifli, haz dolu. Bir Kur'an ziyafetidir, katılanların her birisinin bir şeyler koyduğu bir sofra. Bir Kur'an lezzeti. Bir sohbet güzelliği.

Bu şekilde birlikte Kur'an okuma ve anlama çabaları 1980’lere kadar gider. O yıllarda çeşitli evlerde, mescidlerde, camilerde, dernek ve vakıf salonlarında yapılan bir çalışmanın, yeni bir grup insanla 90’larda yeniden ihyasından başka bir şey değildir Salı dersleri.